26 Eylül 2014 Cuma

Bu ne varoşluk yahu?

Merhaba Cahnımlaar!
Yine sizleri mükemmel bir şekilde aydınlatacak bir konuyla sizlerleyim! Varoşluk günümüz gençlerinin en büyük sorunu salgın hastalık kapmış gibi hepiniz bir konfeksiyon gülü hepiniz bir Muhittin Ötengül tipli insanlar olup çıkıyorsunuz sokağa hatta günümüz için daha geçerlisi tüm sosyal medya hesaplarına! Nedir yahu bu durum? Daha fazla dayanamadım ve sizlere bu konu hakkında bir iki cümle yazmaya karar verdim
Öncelikle kelime anlamı olarak 'Varoş ya da banliyö; bir kentinşehir merkezinden uzak, genellikle ilveya ilçe sınırına yakın dış bölgelerine verilen ad.' demekmiş vallahi ben Wikipedia nın yalancısıyım ordan çaldım tanımı sizler için yani bir nevi kenar mahalle diyelim tabii benim burda kast ettiğim bu değil artık bir kültür olarak benimsediğiniz saçmalık evet resmen saçmalık!
Şimdi ufak bir varoş musunuz ya da ne kadar varoşsunuz testi yapacağım sizlere hazır olun!

1) Kaç çift rugan ayakkabınız var? 

(Kızlar için kaç çift rugan beyaz,sarı,turuncu ayakkabınız var?

Erkekler için kaç çift sivri burunlu rugan ayakkabınız var?)


a)2'den fazla

b)2'den az

Bakın burda sayıyı düşük tutuyorum zira hediye gelmiştir anneniz almıştır abinizin dayınızın düğünü için almışsınızdır ( ki alayınız bu nedenle alıp sonra meydanlara gezme ayakkabısı yapıyor) saydığım bu nedenler için 2 ayakkabı yeterli bence ve görseldeki ayakkabıyı gerçekten giyip gezenleriniz var

2) 'Gülüm' kelimesi için sizin tanımlamanız aşağıdakilerden hangisidir?



a)Şu hayatta yarime olan sevdamı anlatan yegane kelime
b)Gülüm ne be?! Tarkan dan başka kimse kullanmasın mümkünse

Bu görseli hala kullananlar var aranızda 2014 Türkiyesinde Hakan Taşıyan ı tanımayan bir nesil var ama maşşallah bunu paylaşmayanınız yok 

3) Sevgilinizden ayrıldığınızda aşağıdakilerden hangisini yaparsınız?

a)Twitter,Facebook ne kadar sosyal medya hesabım varsa hepsinden Sebastianlı laf sokarım 
b)Yine aynı sosyal medya hesaplarımdan 'Ben senin hayatında şahtım beni kaybettin oyun bitti'temalı laf sokarım
c)Tüm sosyal medya hesaplarımdan Turgut Uyarlı Cemal Süreyyalı Göksel şarkılı laf sokarım
d)Kızları ararım ağlarım zırlarım sosyal medyadan da umursamaz takılırım


Gözünüzü seveyim birinizde D şıkkını yapsın ulan yetheer yeemin ediyorum ben gidip kızla/çocukla konuşup barışın artık ben bıktım bunun isyanından demek istiyorum! Nice elit takılan Starbuckscı kızlarımızı kaybettik bu yolda nice Playboy çocuğumuz Bingöllü Kenandan bether oldu bu durumlarda ben bıktım 

4) Birisi size laf soktu ve bahsettiği konu hakkında hiç bir bilginiz yok aşağıdakilerden hangisini yaparsınız?

 a) Google açar konuyu yazar ilk çıkandan hemen konuyu kapar ve 'Sen kendini iphone sanıyon ama 3310 gibisin' temalı laf sokarım
b)Konuyu öğrenir bende daha bilinmez bir konudan laf sokarım
c)Laf sokmam 

Bakın zaten c şıkkını yapan insan yok ama çok rica ediyorum bari konuyu doğru düzgün öğrenin laf sokacağım hevesiyle sonra rezil oluyorsunuz

5) İnstagramda Facebookta kendi paylaştığım tüm gönderileri ...

a)Kendimde beğenirim 
b)Kendimde beğenmem 

Bakın yanlışlıkla yapmaktan bahsetmiyorum ciddi ciddi yapanlarınız var bunu şizofren misiniz daha çözemedim ama sen o yazıyı paylaşmışsan demek ki beğenmişsin de paylaşmışsın bunu kanıtlamak için bir daha beğenmek niye sorarım size niye??

6) Aynı içinde çekilmiş kaç fotoğrafını instagram hesabında paylaşırsın?

a)3 ten fazla
b)3ten az

Bakın bu nasıl bir görgüsüzlük anlayabilmiş değilim bir gün dışarı kahve içmeye çıkıyorsunuz mekana girişten itibaren fotoğraf çekmişsiniz birde hepsini tek tek paylaşıyorsunuz bari kolaj yapın insaf



Evet size yeter bu kadar soru zaten son şıklar azınlıktaysa daha bu ağın pençesine düşmemişsiniz demektir.Bir an önce kendinizi kurtarın bu durumdan kardeşlerim biraz kitap okuyun farklı ortamlara girin işe yaradığını zamanla fark edeceksiniz 
                                                                   Hoş Kalın*



11 Eylül 2014 Perşembe

Riverton Malikanesi

Aşkitosuulaarr Cahnıımllarr
Resmen haftalardır sizlere tek bir kelime yazmadım ayol! Yazmak istemediğimden değil öyle anlaşılmak istemem yazacak bir şey bulamadığımdan değil amma velakin koşturmaktan buralara yaz günü yeni yazım düşmedi diyeyim ben size a dostlar! Düşündüm ve bu uzun aradan sonra sizlere sonbahara çok uyacağını düşündüğüm bir kitap değerlendirmesi yazmaya karar verdim =)


Kate Morton 2007 yılında yayınlamış bulunduğu romanı İngiltere listelerinde aylarca ilk 5'te kalmış ancak bizim ülkemizde aynı popüleriteyi yakalayamamış diyebilirim. Aşk-Gerilim türünde yayınlanan romanın çok akıcı olduğunu ve gerçekten elinizden hiç bırakmadan bir solukta okuyacağınızı garanti edebilirim ayrıca benim gibi eline aldığı her kitabın son sayfasını okuyan birisiyseniz bu kitabın son sayfasını okuduğunuzda daha bir meraklanıp kitabı adeta yutarcasına okuyacaksınız hee 'kitabın son sayfasını niye okuyayım banane be! ben normal normal okurum' dersenizde siz bilirsiniz saygı duyarım ama ben okurum yani son sayfayı sonra kitabın yarısında ölürüm falan sonunu okuyamadan gitti yazzııkk demesinler arkamdan hemde merak ederim


Kitabın arka kapak yazısında şöyle yazıyormuş ' Grace Reeves, 14 yaşındayken annesinin eski işverenlerinin yanında çalışmak üzere evden ayrılıyor.Grace, o dönemde kardeşleri Emmeline ve David ile birlikte amcası Lord Ashbury'yi, Riverton Malikesinde ziyarete gelen ortanca kardeş Hannah ile aynı yaşta.
Misafirlerin gelişine çok sevinen Grace,göze batmayan bir hizmetli olarak bu ziyareti gözlemlemeye başlıyor ve çok geçmeden bir ömür boyu unutmuş gibi yapacağı sırlara tanık oluyor.Ancak günlerden bir gün aileyle ilgili film çekmek isteyen birfilm yapımcısı,gerçekleri teyit etmek için 98 yaşındaki Grace ile temasa geçtiğinde bu anılar bir bir su yüzüne çıkıyor.
Olay örgüsü temelde Hannah ve Emmeline kardeşler çevresinde dönüyor,ki ikili,aile dostları genç şair R.S.Hunter ın o malikanede sözde edişinde de evde bulunuyordu.
Grace bütün akış boyunca kimsenin asıl hikayeyi bilmediğinden dem vuruyır ve Hannah'ın kendi hayatına sahip olmak için kurduğu planları ve genç Emmeline in kıskançlıklarını açıklarken şairin ölümüne dair gerçek de gözler önüne seriliyor.
Morton,nefes kesen akıcılığıyle zafer kazanıyor,dokunaklı fakat gerilim dolu bir aşk hikayesi ve unutamayacağınız bir son sizi bekliyor.'
Aslında hikaye bir nev-i 'Yaprak Dökümü 'olduğundan bizim milletimizde popi olamamış bir kitap bize söker mi anacım böyle gerilimli kitaplar bi' düşüünün yani ama hakkını yememek lazım Kate Morton'ın detayları olaya öyle bir heyecan katıyor ki okuyunca anlayacaksınız =)


Kitabın iç kapağında ise 'Grace Bradley,Riverton Malikesine daha küçük bir kızken,Birinci Dünya Savaşı çıkmamışken,hizmetli olaak girmişti.Yıllar boyunca Hartford ailesine bağlı kaldı,özellikle de ailenin iki kızı Hannah ve Emmeline'e 1924 yazında evde verilen şatafatlı bir partide genç bir şair kendini vurdu.Olayın tek tanığı Emmeline ve Hannah'ydı ve sadece ikisi -ve tabii Grace- gerçeği biliyordu.
Sene 1999 ve Grace 98 yaşına gelmiş ve huzurevinde son günlerini yaşıyor.O yaz yaşanan olaylar hakkında film çeken bir film yapımcısı ziyaretine geliyor.Grace'i Riverton Malikesine götürüp anılarını canlandırıyor.


'Geri dönüşlerle anlatılan bu hikaye, Grace'in öyküsü.Edward dönemi aristokrat bolluğunun son günlerinde,savaş bu rahatlığı paramparça etmeden hemen önce geçen ilk gençlik yıllarının,canlı yirmili yılların ve sonsuza kadar kaybolan bir yaşam tarzının öyküsü.Roman sırlarla dolu-kimileri açığa çıkıyor,kimileri sonsuza dek saklı kalıyor.Aynı zamanda hatıralara yapılan bir yolculuk,savaşın verdiği yıkım ve tarihte baş döndürücü bir döneme açılan çok özel bir pencere Riverton Malikanesi.
Avustralya'da ilk yayınlandığında da çok beğenilen roman 2007'de İngiltere'yi salladı ve satış 
rekorları kırdı.'
Kitabın kendi kendisini tanımlama yazıları sona erdiğine göre sizlere kendi görüşlerimden bir demet sunayım sevgili kitap sever pokitolarım;
Grace yukarılardaki tanımlarda da okuduğunuz gibi kitabın hem en önemli kahramanı hem anlatıcısı konumunda aslında iyi bir insan olabilir ama bana göre sinsinin önde gideni yahu öyle bir yalan söylüyor ki kitabın tüm akışını değiştirecek bir olayın altına da imzasını atmış oluyor.Hannah ve Emmeline ikilisine özellikle Hannah' a olan düşkünlüğünün kendisinin başına açmadık iş bırakmadığını göreceksiniz.

Hannah ise zengin ailenin aklı başında kızı diye tanımlanabilirdi ancak hikaye ilerdikçe Hannah öyle işler çeviriyor ki bacikosu Emmeline ile ilişkisi Leyla ve Necla nın ilişkisinden farkı kalmayacak hale geliyor!Ahh tabi çevirdiği tüm oyunlarda kendisinin baş yardımcısı Grace olmasa aslında büyük ateşlerin ortasına atılacak olan yaşadığı döneme göre oldukça cesur bir karakter

Emmeline ise zengin ailemizin şımarık ve hoppa kızı ama yavrum bunun keyfini süremiyor tabiki! Sevgi arsızı olmasının bedelini ise kimsenin başına gelmemesini istediğimiz bir şekilde ödüyor.

R.S.Hunter olarak geçen ve esrarengiz bir intiharlar hayatına son veren şairimiz ise bütün bu karışıklığın ana nedenlerinin en başında yer alıyor.

Umarım sizde kitabı okurken benim kadar zevk alır ve kütüphanenizin sevdiğiniz bir köşesinde yer verirsiniz!
Sizinde son zamanlarda okuduğunuz aşk-gerilim türünde bir roman varsa bana yazabilirsiniz=)

Hoş Kalın*