kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mart 2017 Çarşamba

Küçük Hanımefendi Ajansı New York

Bir bahar sabahından herkese en güzelin bir Merhaba!


Uzun bir aradan sonra pekte yeni olmayan ancak internette şöööyle bir gezindiğimiz zaman hakkında çokta fazla yorum bulamadığım bir kitaptan bahsedeceğim.
Aslında kitap iki seriden oluşuyor. Birinci kitap kitaplığımda bulunmuyor ancak bir arkadaşımdan ödünç alarak okumuştum. İkinci kitap bir devam niteliği taşıyor ancak sadece ikinci kitabı okuyarak olaylar hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.




Güzel Melissa'mız nam-ı diğer Honey'imiz bu sefer maceranın bir kısmına New York'ta devam ediyor. Basım yılı 2003 olan kitap 512 sayfadan oluşuyor.Akıcılığı sayesinde elinizden bırakmadan okuyup bitirebilirsiniz ancak itiraf etmem gerekir ki belli noktalarda sıkılabilirsiniz.




'Melissa Romney-Jones, yeni mesleğiyle paspaslıktan divalığa terfi eden genç bir kadın. Londra'nın ilk freelance kız arkadaşıydı. Bu kez de Manhattan'da ve oradaki ümitsiz bekarlar arasında fırtına gibi esiyor!


Küçük Hanımefendi Ajansı'nın Londra'daki işleri tavan yapmışken,Melissa,uzun bir tatil için Amerikalı erkek arkadaşı Jonathan Riley'in yanına,Manhattan'a gitmeye karar verdi. Ancak Jonathan'ın hırslı arkadaşları ve her şeye burnunu sokan eski karısı arasında kalmak onu kısa zamanda bunaltacaktı. Tam o sırada gelen cazip bir iş teklifi, Melissa için karşı konulamayacak bir fırsattı. Ama bu gizli proje, genç kadını kısa bir süre içinde gazete manşetlerine taşıyacak ve dillere düşürecekti! Yaşayacağı -bazen eğlenceli,bazen üzücü- maceralar Melissa'yı sevdiği adam ve tüm kalbiyle bağlandığı ''erkekleri -adametme'' işi arasında bir tercih yapmaya zorlayacaktı.Ne komik,ne eğlenceli, ne orijinal kızsın sen Melissa!'


Arka kapak yazısından da anlaşılacağı üzere Melissa'mız kendisini Honey olarak tanıyan Jonathan'ın arkadaşlarının yanında bu sefer kendi kimliğiyle ve peruksuz olarak boy gösterecek!
Hester Browne her ne kadar konuyu gel-gitlerle bağlamış olsa da keyifle okunacak bir serüven yazmış!


Aslında yukarıda yazdıklarımdan kitabı sevmediğimi düşünebilirsiniz ancak bu memnuniyetsiz havanın aslında kitapla hiç ama hiç bir alakası yok. İşyerinde ufak bir kendini bilmez yönetici değişikliği yaşadığım bu lanet olası günlerde hiç bir şeyden keyif alamıyorum a dostlar!


Değerli Yöneticilerim,
Birazdan yazacaklarım eğer iş ahlakı ve etiklerine uymuyorsa beni kovmadan önce uyarın yazıyı kaldırayım!


Bildiğiniz gibi iş yerinde yöneticiyle anlaşmaya çalışmak demir bir leblebiyi çiğnemeden yutmak gibi tatsız tuzsuz lanet bir durumdur. Bakın müdürle demiyorum çünkü müdürler ununu elemiş eleğini asmış insanlar oldukları için çok fazla alt kademelerle muhattap olmamayı tercih ediyorlar ancak bu bir üst yönetici dediğimiz Allahın belaları sahip oldukları tüm egolarını üzerimde test etmek için yarışa giriyorlar!
İçimdeki Seda Sayan'ı sakin tutmak için üstün çaba gösteriyorum ancak bir noktadan sonra kendimi 'Git hadi kime diyorsan de be! Yalak!' derken buluyorum. Hee bunu içimden söylüyorum ama orasını karıştırmayalım şimdi!


Sakin kalmakta zorlandığım şu günlerde Mirkelam Şarkıları albümünden Pinhani-Yollar şarkısını dinlemenizi şiddetle tavsiye ediyor ve yazıma burda son veriyorum.


                                                                      Keyifli günler*
                                                           
                                                                    Hıı-hıı çok -_-











20 Ekim 2014 Pazartesi

Kızlarımın Bilmesini İstediğim Şeyler

Merhaba Cahnımmllarr,Merhabaa Kardoolar
Sonbaharı bana göre bitirdiğimiz nerdeyse kışa girdiğimiz şu günlerde evde otururken keyifle okuyabileceğiniz bir kitaptan bahsetmek istedim. Ayy zaten bu havalar benim hayata lanet ettiğim havalar aranızda yağmurlu havalarda kahvesini alıp kitap okumayı sevenler varsa tam o ortama uygun olduğum bir kitap Kızlarımın Bilmesini İstediğim Şeyler. Bu arada aranızda cidden yağmuru seven var mı yahu? Nasıl seviyorsunuz çok rica ediyorum banada söyleyin bacoliler kardoliler lütfeeen Çünkü yağmur yağdığı zaman hayata küsüyorum her şeye lanet ediyorum mecbur kalmadıkça dışarı çıkmak istemiyorum eğer dışarı çıkmak zorundaysam yolda ölmeyi bile düşünüyorum beni yakından tanıyanlar bilir zaten geçen gün otobüsten indiğimde yağmura yakalandım hatta ne yağmuru yahu bildiğin tsunamiydi sanırım 3 gün yataktan çıkmadım Tabiat Anaya küstüm hayata bir bin lanet etttim anlatabiliyor muyum? O yüzden soğuk havaları sevdirecek bir tavsiyeniz varsa alırım yani
Kitaba gelecek olursak bence kütüphanenizde yerini alması gereken içinizi ısıtacak hikayeler kıvamında bir kitap canısılar =)

Bu kitapta sevemediğim tek nokta var oda kapak tasarımı okuyunca sizde bana hak vereceksiniz bence olmamış yani bizimla diyil bu kapak!
Kitabın bence tüm karakterleri ana karakter o yüzden tanıtım kısmı biraz uzun sürebilir hazır mısınız?
Kitapta kanser olup hayatını kaybeden bir annenin kızlarına yazdığını mektuplar/notlardan ve kızların hayatlarından bahsediyor.

'ANNENİZ OLMADAN HAYATLA NASIL BAŞA ÇIKABİLİRSİNİZ?
Barbara fazla zamanının kalmadığını öğrendiğinde,hayatın sınavları ve zaferleriyle onsuz yüzleşmek zorunda kalacak dört kızına mektuplar yazmaya başladı.Hala olgunlaşmaları gereken bunca konu varken onları nasıl bırakıp gidecekti? Mesela Lisa.Otuzlu yaşlarının ortasında olmasına rağmen bağlanma korkusu yaşıyordu.Jennifer,tatsız tuzsuz bir evliliğin içinde sıkışıp kalmıştı ve patlamak üzereydi.Yirmilerindeki Amanda ise dünyayı dolaşmıştı ve ailesiyle arasındaki mesafeyi korumakta kararlıydı.Ve bir de Hannah vardır.Kadınlığın sınırında bir genç kız.Şimdi bu sancılı süreci, taptığı annesi olmadan atlatmak zorundaydı.Yine de kızların bir çıkış yolu vardı.Barbara'nın mektuplarındaki yaşam dersleri sayesinde,kayıplarının derin acısıyla başa çıkmanın yolunu bulabilirlerdi.'

Hayatını kaybeden annemiz Barbara aslında benim favori karakterim olur kendisi =) Herkesin tanıdığı ve arkasından 'kız birazcık deli galiba o ' dediği biri vardır ya ki bana göre dünyanın en tatlı insanlarından olan o insanlardan birisi Barbara bence. Kanser olup cenaze törenini planlarken bile kahkalarla gülen,cenazesinde rengarenk giyinilmesini isteyen bir karakter ve kendisine ayrılan zamanın azaldığını fark edince kızlarına kendince tavsiyeler bırakıyor.

Lisa ise Barbara'nın en büyük ve kendisine en yakın gördüğü kızı diyebiliriz. Lisa ise annesine oranlar biraz daha aklı başında diye tabir ettiğimiz bir hanım kızımız. Ancak söz konusu aşk olunca adeta bir evlilikten korkan bir Issız Adam oluyor ama bunu sevdiceği Andy'e anlatamadan evlilik teklifine evet demiş halde buluyor kendisini ve annesinin kendisine bıraktığı tavsiyelerle yolunu bulmaya çalışıyor diyeyim

Jennifer ise bence tamamen ne yapacağını bilmeyen kızların arasında en kontrollüsü ve bence yolunu en çok kaybetmiş olan karakterimiz ama kitabın sonlarına doğru sert kabuğunu kırıp daha neşeli bir hale geldiğini göreceksiniz tabii kocası Stephen da karısıyla birlikte aynı değişime uğruyor diyeyim

Amanda ise gezgin kızımız annesinin ölümüyle birlikte eve dönüyor ancak kendisine bırakılan mektupta annesinin ondan yıllarca sakladığı sırrı öğrenip şoklardan şok beğeniyor ahh tabi kendisininde hayatanın aşkına bir kahve uzaklıkta olduğunun ipucunu vereyim sizlere

Hannah ise en küçükleri annesiyle birlikte daha az vakit geçirmiş ama artık kendisiyle ne yapacağını bilmeyen babası Mark ve ablalarıyla başbaşa kalmış olan kızımızın olgun bir genç kıza dönüşmesine tanık olacağız.

Ben okurken gerçekten çok keyif aldım umarım sizlerde aynı keyifle okursunuz =) Okuduktan sonra yorumlarınızı bekliyor olacağım bebikolar=))
                                                                            Hoş kalın*

11 Eylül 2014 Perşembe

Riverton Malikanesi

Aşkitosuulaarr Cahnıımllarr
Resmen haftalardır sizlere tek bir kelime yazmadım ayol! Yazmak istemediğimden değil öyle anlaşılmak istemem yazacak bir şey bulamadığımdan değil amma velakin koşturmaktan buralara yaz günü yeni yazım düşmedi diyeyim ben size a dostlar! Düşündüm ve bu uzun aradan sonra sizlere sonbahara çok uyacağını düşündüğüm bir kitap değerlendirmesi yazmaya karar verdim =)


Kate Morton 2007 yılında yayınlamış bulunduğu romanı İngiltere listelerinde aylarca ilk 5'te kalmış ancak bizim ülkemizde aynı popüleriteyi yakalayamamış diyebilirim. Aşk-Gerilim türünde yayınlanan romanın çok akıcı olduğunu ve gerçekten elinizden hiç bırakmadan bir solukta okuyacağınızı garanti edebilirim ayrıca benim gibi eline aldığı her kitabın son sayfasını okuyan birisiyseniz bu kitabın son sayfasını okuduğunuzda daha bir meraklanıp kitabı adeta yutarcasına okuyacaksınız hee 'kitabın son sayfasını niye okuyayım banane be! ben normal normal okurum' dersenizde siz bilirsiniz saygı duyarım ama ben okurum yani son sayfayı sonra kitabın yarısında ölürüm falan sonunu okuyamadan gitti yazzııkk demesinler arkamdan hemde merak ederim


Kitabın arka kapak yazısında şöyle yazıyormuş ' Grace Reeves, 14 yaşındayken annesinin eski işverenlerinin yanında çalışmak üzere evden ayrılıyor.Grace, o dönemde kardeşleri Emmeline ve David ile birlikte amcası Lord Ashbury'yi, Riverton Malikesinde ziyarete gelen ortanca kardeş Hannah ile aynı yaşta.
Misafirlerin gelişine çok sevinen Grace,göze batmayan bir hizmetli olarak bu ziyareti gözlemlemeye başlıyor ve çok geçmeden bir ömür boyu unutmuş gibi yapacağı sırlara tanık oluyor.Ancak günlerden bir gün aileyle ilgili film çekmek isteyen birfilm yapımcısı,gerçekleri teyit etmek için 98 yaşındaki Grace ile temasa geçtiğinde bu anılar bir bir su yüzüne çıkıyor.
Olay örgüsü temelde Hannah ve Emmeline kardeşler çevresinde dönüyor,ki ikili,aile dostları genç şair R.S.Hunter ın o malikanede sözde edişinde de evde bulunuyordu.
Grace bütün akış boyunca kimsenin asıl hikayeyi bilmediğinden dem vuruyır ve Hannah'ın kendi hayatına sahip olmak için kurduğu planları ve genç Emmeline in kıskançlıklarını açıklarken şairin ölümüne dair gerçek de gözler önüne seriliyor.
Morton,nefes kesen akıcılığıyle zafer kazanıyor,dokunaklı fakat gerilim dolu bir aşk hikayesi ve unutamayacağınız bir son sizi bekliyor.'
Aslında hikaye bir nev-i 'Yaprak Dökümü 'olduğundan bizim milletimizde popi olamamış bir kitap bize söker mi anacım böyle gerilimli kitaplar bi' düşüünün yani ama hakkını yememek lazım Kate Morton'ın detayları olaya öyle bir heyecan katıyor ki okuyunca anlayacaksınız =)


Kitabın iç kapağında ise 'Grace Bradley,Riverton Malikesine daha küçük bir kızken,Birinci Dünya Savaşı çıkmamışken,hizmetli olaak girmişti.Yıllar boyunca Hartford ailesine bağlı kaldı,özellikle de ailenin iki kızı Hannah ve Emmeline'e 1924 yazında evde verilen şatafatlı bir partide genç bir şair kendini vurdu.Olayın tek tanığı Emmeline ve Hannah'ydı ve sadece ikisi -ve tabii Grace- gerçeği biliyordu.
Sene 1999 ve Grace 98 yaşına gelmiş ve huzurevinde son günlerini yaşıyor.O yaz yaşanan olaylar hakkında film çeken bir film yapımcısı ziyaretine geliyor.Grace'i Riverton Malikesine götürüp anılarını canlandırıyor.


'Geri dönüşlerle anlatılan bu hikaye, Grace'in öyküsü.Edward dönemi aristokrat bolluğunun son günlerinde,savaş bu rahatlığı paramparça etmeden hemen önce geçen ilk gençlik yıllarının,canlı yirmili yılların ve sonsuza kadar kaybolan bir yaşam tarzının öyküsü.Roman sırlarla dolu-kimileri açığa çıkıyor,kimileri sonsuza dek saklı kalıyor.Aynı zamanda hatıralara yapılan bir yolculuk,savaşın verdiği yıkım ve tarihte baş döndürücü bir döneme açılan çok özel bir pencere Riverton Malikanesi.
Avustralya'da ilk yayınlandığında da çok beğenilen roman 2007'de İngiltere'yi salladı ve satış 
rekorları kırdı.'
Kitabın kendi kendisini tanımlama yazıları sona erdiğine göre sizlere kendi görüşlerimden bir demet sunayım sevgili kitap sever pokitolarım;
Grace yukarılardaki tanımlarda da okuduğunuz gibi kitabın hem en önemli kahramanı hem anlatıcısı konumunda aslında iyi bir insan olabilir ama bana göre sinsinin önde gideni yahu öyle bir yalan söylüyor ki kitabın tüm akışını değiştirecek bir olayın altına da imzasını atmış oluyor.Hannah ve Emmeline ikilisine özellikle Hannah' a olan düşkünlüğünün kendisinin başına açmadık iş bırakmadığını göreceksiniz.

Hannah ise zengin ailenin aklı başında kızı diye tanımlanabilirdi ancak hikaye ilerdikçe Hannah öyle işler çeviriyor ki bacikosu Emmeline ile ilişkisi Leyla ve Necla nın ilişkisinden farkı kalmayacak hale geliyor!Ahh tabi çevirdiği tüm oyunlarda kendisinin baş yardımcısı Grace olmasa aslında büyük ateşlerin ortasına atılacak olan yaşadığı döneme göre oldukça cesur bir karakter

Emmeline ise zengin ailemizin şımarık ve hoppa kızı ama yavrum bunun keyfini süremiyor tabiki! Sevgi arsızı olmasının bedelini ise kimsenin başına gelmemesini istediğimiz bir şekilde ödüyor.

R.S.Hunter olarak geçen ve esrarengiz bir intiharlar hayatına son veren şairimiz ise bütün bu karışıklığın ana nedenlerinin en başında yer alıyor.

Umarım sizde kitabı okurken benim kadar zevk alır ve kütüphanenizin sevdiğiniz bir köşesinde yer verirsiniz!
Sizinde son zamanlarda okuduğunuz aşk-gerilim türünde bir roman varsa bana yazabilirsiniz=)

Hoş Kalın*

3 Temmuz 2014 Perşembe

Pasaklı Tanrıça mı dediniz?

Merhabaa cahnıımm Merhabaa tattlıııhhıımmm,
Hepiniz buralardasınız biliyorum anam bu yaz sıcağında tatile gitmeyenler olarak bilgisayar başında sayfa yeniliyorsunuz değil mi potitolar? Evet bende öyle yapıyorum başka ne yapacağız anacım bir kaç gün ev kızı olayım dedim canım çıktı be o yüzden kendime mola verdim bu arada düşündüm sizlere hangi konularda tavsiyelerde bulunayım sonra şu hayatta en sevdiğim şey hakkında tavsiyelerde bulunmaya karar verdim ne mi o tabiki kitap okumak haydariler! =)) Biliyorum ki sende seviyorsun yoksa şu an bu yazıyı okumazdın aşkısı sonra hangi kitaptan başlayayım diye düşünürken davşan yarim Yelot şu hayatta adeta benim için yazılmış adeta beni anlatan onunda çok sevdiği ama benim için adeta bir kutsal olan (Harry,Ron,Hermione alınmayın bebeğim sizin yeriniz her zaman ayrı) Pasaklı Tanrıça hakkında yazmamı söyledi. 

Pasaklı Tanrıça dünya üzerindeki bence en ponçik yazar olan Sophie Kinsella tarafından yazılmış en popiş romandır diyebiliriz.Sophie Kinsella'nın yazdığı benimde bayılarak okumadığım kitap yok sanırım eğer Sophie bebeğimle henüz tanışmadıysanız Pasaklı Tanrıça sizin için iyi bir başlangıç olabilir yazarın diğer kitaplarından ve başla başına bir seri olan Alışverişkolik serisi bir sonraki adım olabilir ki seriyle ilgili ben sonra bilgilendireceğim sizi ama siz önce bunu okuyun anacım.
Pasaklı Tanrıça dediğim gibi okumuş olan pek çok arkadaşım tarafından 'Ennee Gizot aynı sen' dedirtmiş bir kitaptır hayır hayır pasaklı olduğumdan değil sadece romanın karakteri Samatha gibi benimde başıma dağınıklığım ve üşengeçliğim yüzünden bir sürü olay gelmiş olduğundan diye düşünüyorum.
Samatha demişken kendisi yüksek İQ ya sahip avukat bir hanım kızımızken dağınıklığını fırsat bilen zalım şirket yöneticisi tarafından oyuna getirilerek bir anda kendisini hiç anlamadığı halde bir hizmetçi olarak bulur sonra gerçek aşkıda bulur ki bunu okudukça sizde göreceksiniz hepsini yazmayayım şimdi =))


Kitabın arka sayfasındaki tanıtım yazısını her ne kadar biraazcııık azıcık yammık çekmiş olsamda hala okunabilir olmasından görüyorsunuz ki Samantha kendisini ev işlerinden anlamayan bir hanım kızımız olarak tanıtıyor ancak hasbel kader düştüğü durumdan kaçmak yerine kalıp tüm ev işlerini öğrenmeye çalışıyor sizde o arada ortaya çıkan bu keyifli hikayeyi okuyarak yazın bu sıcağında azıcık kültürlenmiş oluyorsunuz bebişlerim =))

Evet kitabın kapağı bile pempiş pembiş çok tatlı =)) Umarım sizde benim gibi okurken büyük keyif alır ve kendinizden bir şeyler bulursunuz!  Okuduktan sonra mutlaka bana yazın bebişlerim =)
Keyifli okumalar, Hoş kalın*