20 Kasım 2014 Perşembe

Alışverişkolik Yıldızlar Arasında

Merhaba Cahnımlar!
Uzun aralıklarla yazıyorum farkındayım ama bu işssizlikte resmen bilgisayarı açacak fırsat bulamıyorum yahu nasıl diye sormayın bende bilmiyorum bir ara onunla ilgili de sizlere bir yazı yazayım evet! Hadi yine iyisiniz kaptınız yazıyı hahaha =D
Bugün sizlere en sevdiğim serilerden birisinin son kitabı hakkında yazacağım sanırım internet dünyasında kitabın satış siteleri haricinde değerlendirme yazısı yazan ilk ben olacağım =) Bunu nerden mi çıkarttım? Tabikii Google ladım aşklarım tabiikiiii =)
Sophie Kinsella hiç kimselere haber vermeden Alışverişkolik serisine bir yenisini daha ekledi ve eminim ki benim gibi serinin sıkı takipçilerini oldukkça mutlu etti evet bebeğimler Becky geri döndü üstelik Hollywood'da!!!

Öncelikle Artemis'e ufacık bir şey söylemek istiyorum bu kapak tasarımı nedir yahu? Nasıl bir rezalettir? Üstelik sadece bu kitap için değil serinin diğer kitaplarında da kapak tasarımı değişmiş alışkın olduğumuz 'Çik-Lit' ibaresi kalkmış hadi tamam onu geçtim gerçekten bu janjanlı cips paketi görüntüsü nedendir sorarım size? Çok rica edeceğim Mini Alışverişkolik kitabının beyaz fonlu kapak tasarımı kıvamına geri dönün gözüm bu kadar parlaklığa dayanmıyor ayrıca kitabı okuyan herkesin bileceği gibi Becky kızıl değil!

Kitaba dönecek olursak gerçekten ben serinin Mini Alışverişkolik kitabıyla son bulduğunu sanıyorum ve Tüyap Kitap Fuarında Artemis Standında gördüğüm anda resmen kitabı öpmek istedim =) 

Kitabın zaten birinci basımı Kasım,2014 yani çok yeni! Kinsella kitabın sonunu açık bırakarak serinin devamının geleceğinin ipucunu vermiş diyeyim ben size=) Becky Brandon -eski soyadıyla Bloomwood- bizlere veda etmek niyetinde değil iyiki değil çünkü Harry Potter'dan sonra bir ayrılığı daha kaldırmaya hazır değilim 

Gelin şimdi arka kapak yazısına daha yakından bakalım!
'Bizim meşhur Becky'nin yeni bir kariyer planı var! Film yıldızlarına stil danışmanlığı yapacak.Zaten kıyamet de hemen sonra kopacak!!! Bastır Becky.
Becky Brandon(nam-ı diğer Bloomwood) hayatı boyunca bu anı bekledi! Tatlı mı tatlı alışverişkoliğimiz artık Hollywood'da ve yıldızlarla takılıyor.En azından kocasının yeni müşterisi olan süperstarla tanışabilirse,takılacak. Ve Becky'nin kızı Minnie de bu şöhretli hayata en az annesi kadar hazır.Görülecek çok yer,gezilecek çok mağaza ve yapılacak çok iş var! Minnie'nin - ya da acaba Becky'nin mi desek- süper havalı Hollywood anaokuluna alışmasını sağlamak da biraz.. şey.. meşakkatli bir süreç olarak hafızalarda yer edecek. Neyse ki Becky'nin en yakın arkadaşı Suze, onu burada da yalnız bırakmıyor!Süper ikili,bir heves Hollywood stüdyolarının yolunu tutuyor.Becky'nin büyük şansı oralarda bir yerde!Karşısına paranın bile satın alamayacağı bir fırsatın çıkmasını da an meselesi.Acaba ünlü olma sevdası Becky'ye çok mu pahalıya patlayacak?Zira aşırı tatlı haliyle Becky hayaline doğru kararlı adımlarla ilerlerken bu Gösteriş Diyarı'nın gerçek yüzünü görmesi de uzun sürmeyecek.'

Arka kapakta yer alan açıklamalar buzdağının sadece görünen kısmı yahu bu kitap serinin diğer kitaplarına göre daha kalın ve olaylar bitmiyor! Becky bir heves geldiği Hollywood'da gerçekten büyük hayalkırıklığına uğrayacak ve tabiki teselliyi Luke ve Suze'un kollarında arayacak =)
Kitapta beklenmeyyen birisi daha var Becky'nin zamanında hayatını mahvetmeye yemin etmiş Alicia Kaltak Uzun-Bacak!  Üstelik Becky L.A. bu kadar yalnızken Alicia arınmış ruhuyla ve müritleriyle Becky'nin işini hiçte kolaylaştırmıyor Hadi amaa Alicia'nın gerçekten değiştiğine kim inanır?

Yalnız demişken Suze tabiki Becky'i Hollywood'da tamamen yalnız bırakmayacak Tanrı aşkına Becky Hollywood'da iken Suze nasıl olduğu yerde kalabilir ki? Üstelik orası Hollywood!!! Ama bir dakika önce Becky sona Tarkie kendisini yalnız bırakıp tüm bu Hollywood saçması işlerin peşinden mi gidiyordu?

Yeni kariyer planı ve ünlü olma sevdası arasında gidip gelen Becky'e bir sürprizde babasından geliyor ve milyon yıl önceki gezisinden kalma arkadaşlarını bulmak için gelip Suze'un biricik aşkı çocuklarının babası Tarquin'le birlikte sırra kadem basıyor!

Uğraşması gereken bu kadar sorun varken Becky ne yapacak? Kariyerinin peşinde mi koşmalı yoksa Luke ile birlikte Londra'ya geri mi dönmeli???

Bakalım Becky'nin Gösteri Dünyasının gerçek yüzünü görmesi ne kadar zamanını alacak?

Tüm bunların cevabını kitapta bulabilirsiniz canlarım koşun hemen bir tane edinin =)
Sophie'nin bu kitapta Luke için farklı bir yazım dili kullandığını söylemeliyim çünkü Luke Brandon bugüne kadar Becky'e 'sevgilim,tatlım' gibi sıfatlar kullanmamıştı bununda şaşırtıcı bir nokta olduğunu belirtmeliyim.

         Keyifli okumalar,okuduktan sonra yorumlarınızı benimle paylaşmayı unutmayın!

                                                                  Hoş Kalın*

20 Ekim 2014 Pazartesi

Kızlarımın Bilmesini İstediğim Şeyler

Merhaba Cahnımmllarr,Merhabaa Kardoolar
Sonbaharı bana göre bitirdiğimiz nerdeyse kışa girdiğimiz şu günlerde evde otururken keyifle okuyabileceğiniz bir kitaptan bahsetmek istedim. Ayy zaten bu havalar benim hayata lanet ettiğim havalar aranızda yağmurlu havalarda kahvesini alıp kitap okumayı sevenler varsa tam o ortama uygun olduğum bir kitap Kızlarımın Bilmesini İstediğim Şeyler. Bu arada aranızda cidden yağmuru seven var mı yahu? Nasıl seviyorsunuz çok rica ediyorum banada söyleyin bacoliler kardoliler lütfeeen Çünkü yağmur yağdığı zaman hayata küsüyorum her şeye lanet ediyorum mecbur kalmadıkça dışarı çıkmak istemiyorum eğer dışarı çıkmak zorundaysam yolda ölmeyi bile düşünüyorum beni yakından tanıyanlar bilir zaten geçen gün otobüsten indiğimde yağmura yakalandım hatta ne yağmuru yahu bildiğin tsunamiydi sanırım 3 gün yataktan çıkmadım Tabiat Anaya küstüm hayata bir bin lanet etttim anlatabiliyor muyum? O yüzden soğuk havaları sevdirecek bir tavsiyeniz varsa alırım yani
Kitaba gelecek olursak bence kütüphanenizde yerini alması gereken içinizi ısıtacak hikayeler kıvamında bir kitap canısılar =)

Bu kitapta sevemediğim tek nokta var oda kapak tasarımı okuyunca sizde bana hak vereceksiniz bence olmamış yani bizimla diyil bu kapak!
Kitabın bence tüm karakterleri ana karakter o yüzden tanıtım kısmı biraz uzun sürebilir hazır mısınız?
Kitapta kanser olup hayatını kaybeden bir annenin kızlarına yazdığını mektuplar/notlardan ve kızların hayatlarından bahsediyor.

'ANNENİZ OLMADAN HAYATLA NASIL BAŞA ÇIKABİLİRSİNİZ?
Barbara fazla zamanının kalmadığını öğrendiğinde,hayatın sınavları ve zaferleriyle onsuz yüzleşmek zorunda kalacak dört kızına mektuplar yazmaya başladı.Hala olgunlaşmaları gereken bunca konu varken onları nasıl bırakıp gidecekti? Mesela Lisa.Otuzlu yaşlarının ortasında olmasına rağmen bağlanma korkusu yaşıyordu.Jennifer,tatsız tuzsuz bir evliliğin içinde sıkışıp kalmıştı ve patlamak üzereydi.Yirmilerindeki Amanda ise dünyayı dolaşmıştı ve ailesiyle arasındaki mesafeyi korumakta kararlıydı.Ve bir de Hannah vardır.Kadınlığın sınırında bir genç kız.Şimdi bu sancılı süreci, taptığı annesi olmadan atlatmak zorundaydı.Yine de kızların bir çıkış yolu vardı.Barbara'nın mektuplarındaki yaşam dersleri sayesinde,kayıplarının derin acısıyla başa çıkmanın yolunu bulabilirlerdi.'

Hayatını kaybeden annemiz Barbara aslında benim favori karakterim olur kendisi =) Herkesin tanıdığı ve arkasından 'kız birazcık deli galiba o ' dediği biri vardır ya ki bana göre dünyanın en tatlı insanlarından olan o insanlardan birisi Barbara bence. Kanser olup cenaze törenini planlarken bile kahkalarla gülen,cenazesinde rengarenk giyinilmesini isteyen bir karakter ve kendisine ayrılan zamanın azaldığını fark edince kızlarına kendince tavsiyeler bırakıyor.

Lisa ise Barbara'nın en büyük ve kendisine en yakın gördüğü kızı diyebiliriz. Lisa ise annesine oranlar biraz daha aklı başında diye tabir ettiğimiz bir hanım kızımız. Ancak söz konusu aşk olunca adeta bir evlilikten korkan bir Issız Adam oluyor ama bunu sevdiceği Andy'e anlatamadan evlilik teklifine evet demiş halde buluyor kendisini ve annesinin kendisine bıraktığı tavsiyelerle yolunu bulmaya çalışıyor diyeyim

Jennifer ise bence tamamen ne yapacağını bilmeyen kızların arasında en kontrollüsü ve bence yolunu en çok kaybetmiş olan karakterimiz ama kitabın sonlarına doğru sert kabuğunu kırıp daha neşeli bir hale geldiğini göreceksiniz tabii kocası Stephen da karısıyla birlikte aynı değişime uğruyor diyeyim

Amanda ise gezgin kızımız annesinin ölümüyle birlikte eve dönüyor ancak kendisine bırakılan mektupta annesinin ondan yıllarca sakladığı sırrı öğrenip şoklardan şok beğeniyor ahh tabi kendisininde hayatanın aşkına bir kahve uzaklıkta olduğunun ipucunu vereyim sizlere

Hannah ise en küçükleri annesiyle birlikte daha az vakit geçirmiş ama artık kendisiyle ne yapacağını bilmeyen babası Mark ve ablalarıyla başbaşa kalmış olan kızımızın olgun bir genç kıza dönüşmesine tanık olacağız.

Ben okurken gerçekten çok keyif aldım umarım sizlerde aynı keyifle okursunuz =) Okuduktan sonra yorumlarınızı bekliyor olacağım bebikolar=))
                                                                            Hoş kalın*

26 Eylül 2014 Cuma

Bu ne varoşluk yahu?

Merhaba Cahnımlaar!
Yine sizleri mükemmel bir şekilde aydınlatacak bir konuyla sizlerleyim! Varoşluk günümüz gençlerinin en büyük sorunu salgın hastalık kapmış gibi hepiniz bir konfeksiyon gülü hepiniz bir Muhittin Ötengül tipli insanlar olup çıkıyorsunuz sokağa hatta günümüz için daha geçerlisi tüm sosyal medya hesaplarına! Nedir yahu bu durum? Daha fazla dayanamadım ve sizlere bu konu hakkında bir iki cümle yazmaya karar verdim
Öncelikle kelime anlamı olarak 'Varoş ya da banliyö; bir kentinşehir merkezinden uzak, genellikle ilveya ilçe sınırına yakın dış bölgelerine verilen ad.' demekmiş vallahi ben Wikipedia nın yalancısıyım ordan çaldım tanımı sizler için yani bir nevi kenar mahalle diyelim tabii benim burda kast ettiğim bu değil artık bir kültür olarak benimsediğiniz saçmalık evet resmen saçmalık!
Şimdi ufak bir varoş musunuz ya da ne kadar varoşsunuz testi yapacağım sizlere hazır olun!

1) Kaç çift rugan ayakkabınız var? 

(Kızlar için kaç çift rugan beyaz,sarı,turuncu ayakkabınız var?

Erkekler için kaç çift sivri burunlu rugan ayakkabınız var?)


a)2'den fazla

b)2'den az

Bakın burda sayıyı düşük tutuyorum zira hediye gelmiştir anneniz almıştır abinizin dayınızın düğünü için almışsınızdır ( ki alayınız bu nedenle alıp sonra meydanlara gezme ayakkabısı yapıyor) saydığım bu nedenler için 2 ayakkabı yeterli bence ve görseldeki ayakkabıyı gerçekten giyip gezenleriniz var

2) 'Gülüm' kelimesi için sizin tanımlamanız aşağıdakilerden hangisidir?



a)Şu hayatta yarime olan sevdamı anlatan yegane kelime
b)Gülüm ne be?! Tarkan dan başka kimse kullanmasın mümkünse

Bu görseli hala kullananlar var aranızda 2014 Türkiyesinde Hakan Taşıyan ı tanımayan bir nesil var ama maşşallah bunu paylaşmayanınız yok 

3) Sevgilinizden ayrıldığınızda aşağıdakilerden hangisini yaparsınız?

a)Twitter,Facebook ne kadar sosyal medya hesabım varsa hepsinden Sebastianlı laf sokarım 
b)Yine aynı sosyal medya hesaplarımdan 'Ben senin hayatında şahtım beni kaybettin oyun bitti'temalı laf sokarım
c)Tüm sosyal medya hesaplarımdan Turgut Uyarlı Cemal Süreyyalı Göksel şarkılı laf sokarım
d)Kızları ararım ağlarım zırlarım sosyal medyadan da umursamaz takılırım


Gözünüzü seveyim birinizde D şıkkını yapsın ulan yetheer yeemin ediyorum ben gidip kızla/çocukla konuşup barışın artık ben bıktım bunun isyanından demek istiyorum! Nice elit takılan Starbuckscı kızlarımızı kaybettik bu yolda nice Playboy çocuğumuz Bingöllü Kenandan bether oldu bu durumlarda ben bıktım 

4) Birisi size laf soktu ve bahsettiği konu hakkında hiç bir bilginiz yok aşağıdakilerden hangisini yaparsınız?

 a) Google açar konuyu yazar ilk çıkandan hemen konuyu kapar ve 'Sen kendini iphone sanıyon ama 3310 gibisin' temalı laf sokarım
b)Konuyu öğrenir bende daha bilinmez bir konudan laf sokarım
c)Laf sokmam 

Bakın zaten c şıkkını yapan insan yok ama çok rica ediyorum bari konuyu doğru düzgün öğrenin laf sokacağım hevesiyle sonra rezil oluyorsunuz

5) İnstagramda Facebookta kendi paylaştığım tüm gönderileri ...

a)Kendimde beğenirim 
b)Kendimde beğenmem 

Bakın yanlışlıkla yapmaktan bahsetmiyorum ciddi ciddi yapanlarınız var bunu şizofren misiniz daha çözemedim ama sen o yazıyı paylaşmışsan demek ki beğenmişsin de paylaşmışsın bunu kanıtlamak için bir daha beğenmek niye sorarım size niye??

6) Aynı içinde çekilmiş kaç fotoğrafını instagram hesabında paylaşırsın?

a)3 ten fazla
b)3ten az

Bakın bu nasıl bir görgüsüzlük anlayabilmiş değilim bir gün dışarı kahve içmeye çıkıyorsunuz mekana girişten itibaren fotoğraf çekmişsiniz birde hepsini tek tek paylaşıyorsunuz bari kolaj yapın insaf



Evet size yeter bu kadar soru zaten son şıklar azınlıktaysa daha bu ağın pençesine düşmemişsiniz demektir.Bir an önce kendinizi kurtarın bu durumdan kardeşlerim biraz kitap okuyun farklı ortamlara girin işe yaradığını zamanla fark edeceksiniz 
                                                                   Hoş Kalın*



11 Eylül 2014 Perşembe

Riverton Malikanesi

Aşkitosuulaarr Cahnıımllarr
Resmen haftalardır sizlere tek bir kelime yazmadım ayol! Yazmak istemediğimden değil öyle anlaşılmak istemem yazacak bir şey bulamadığımdan değil amma velakin koşturmaktan buralara yaz günü yeni yazım düşmedi diyeyim ben size a dostlar! Düşündüm ve bu uzun aradan sonra sizlere sonbahara çok uyacağını düşündüğüm bir kitap değerlendirmesi yazmaya karar verdim =)


Kate Morton 2007 yılında yayınlamış bulunduğu romanı İngiltere listelerinde aylarca ilk 5'te kalmış ancak bizim ülkemizde aynı popüleriteyi yakalayamamış diyebilirim. Aşk-Gerilim türünde yayınlanan romanın çok akıcı olduğunu ve gerçekten elinizden hiç bırakmadan bir solukta okuyacağınızı garanti edebilirim ayrıca benim gibi eline aldığı her kitabın son sayfasını okuyan birisiyseniz bu kitabın son sayfasını okuduğunuzda daha bir meraklanıp kitabı adeta yutarcasına okuyacaksınız hee 'kitabın son sayfasını niye okuyayım banane be! ben normal normal okurum' dersenizde siz bilirsiniz saygı duyarım ama ben okurum yani son sayfayı sonra kitabın yarısında ölürüm falan sonunu okuyamadan gitti yazzııkk demesinler arkamdan hemde merak ederim


Kitabın arka kapak yazısında şöyle yazıyormuş ' Grace Reeves, 14 yaşındayken annesinin eski işverenlerinin yanında çalışmak üzere evden ayrılıyor.Grace, o dönemde kardeşleri Emmeline ve David ile birlikte amcası Lord Ashbury'yi, Riverton Malikesinde ziyarete gelen ortanca kardeş Hannah ile aynı yaşta.
Misafirlerin gelişine çok sevinen Grace,göze batmayan bir hizmetli olarak bu ziyareti gözlemlemeye başlıyor ve çok geçmeden bir ömür boyu unutmuş gibi yapacağı sırlara tanık oluyor.Ancak günlerden bir gün aileyle ilgili film çekmek isteyen birfilm yapımcısı,gerçekleri teyit etmek için 98 yaşındaki Grace ile temasa geçtiğinde bu anılar bir bir su yüzüne çıkıyor.
Olay örgüsü temelde Hannah ve Emmeline kardeşler çevresinde dönüyor,ki ikili,aile dostları genç şair R.S.Hunter ın o malikanede sözde edişinde de evde bulunuyordu.
Grace bütün akış boyunca kimsenin asıl hikayeyi bilmediğinden dem vuruyır ve Hannah'ın kendi hayatına sahip olmak için kurduğu planları ve genç Emmeline in kıskançlıklarını açıklarken şairin ölümüne dair gerçek de gözler önüne seriliyor.
Morton,nefes kesen akıcılığıyle zafer kazanıyor,dokunaklı fakat gerilim dolu bir aşk hikayesi ve unutamayacağınız bir son sizi bekliyor.'
Aslında hikaye bir nev-i 'Yaprak Dökümü 'olduğundan bizim milletimizde popi olamamış bir kitap bize söker mi anacım böyle gerilimli kitaplar bi' düşüünün yani ama hakkını yememek lazım Kate Morton'ın detayları olaya öyle bir heyecan katıyor ki okuyunca anlayacaksınız =)


Kitabın iç kapağında ise 'Grace Bradley,Riverton Malikesine daha küçük bir kızken,Birinci Dünya Savaşı çıkmamışken,hizmetli olaak girmişti.Yıllar boyunca Hartford ailesine bağlı kaldı,özellikle de ailenin iki kızı Hannah ve Emmeline'e 1924 yazında evde verilen şatafatlı bir partide genç bir şair kendini vurdu.Olayın tek tanığı Emmeline ve Hannah'ydı ve sadece ikisi -ve tabii Grace- gerçeği biliyordu.
Sene 1999 ve Grace 98 yaşına gelmiş ve huzurevinde son günlerini yaşıyor.O yaz yaşanan olaylar hakkında film çeken bir film yapımcısı ziyaretine geliyor.Grace'i Riverton Malikesine götürüp anılarını canlandırıyor.


'Geri dönüşlerle anlatılan bu hikaye, Grace'in öyküsü.Edward dönemi aristokrat bolluğunun son günlerinde,savaş bu rahatlığı paramparça etmeden hemen önce geçen ilk gençlik yıllarının,canlı yirmili yılların ve sonsuza kadar kaybolan bir yaşam tarzının öyküsü.Roman sırlarla dolu-kimileri açığa çıkıyor,kimileri sonsuza dek saklı kalıyor.Aynı zamanda hatıralara yapılan bir yolculuk,savaşın verdiği yıkım ve tarihte baş döndürücü bir döneme açılan çok özel bir pencere Riverton Malikanesi.
Avustralya'da ilk yayınlandığında da çok beğenilen roman 2007'de İngiltere'yi salladı ve satış 
rekorları kırdı.'
Kitabın kendi kendisini tanımlama yazıları sona erdiğine göre sizlere kendi görüşlerimden bir demet sunayım sevgili kitap sever pokitolarım;
Grace yukarılardaki tanımlarda da okuduğunuz gibi kitabın hem en önemli kahramanı hem anlatıcısı konumunda aslında iyi bir insan olabilir ama bana göre sinsinin önde gideni yahu öyle bir yalan söylüyor ki kitabın tüm akışını değiştirecek bir olayın altına da imzasını atmış oluyor.Hannah ve Emmeline ikilisine özellikle Hannah' a olan düşkünlüğünün kendisinin başına açmadık iş bırakmadığını göreceksiniz.

Hannah ise zengin ailenin aklı başında kızı diye tanımlanabilirdi ancak hikaye ilerdikçe Hannah öyle işler çeviriyor ki bacikosu Emmeline ile ilişkisi Leyla ve Necla nın ilişkisinden farkı kalmayacak hale geliyor!Ahh tabi çevirdiği tüm oyunlarda kendisinin baş yardımcısı Grace olmasa aslında büyük ateşlerin ortasına atılacak olan yaşadığı döneme göre oldukça cesur bir karakter

Emmeline ise zengin ailemizin şımarık ve hoppa kızı ama yavrum bunun keyfini süremiyor tabiki! Sevgi arsızı olmasının bedelini ise kimsenin başına gelmemesini istediğimiz bir şekilde ödüyor.

R.S.Hunter olarak geçen ve esrarengiz bir intiharlar hayatına son veren şairimiz ise bütün bu karışıklığın ana nedenlerinin en başında yer alıyor.

Umarım sizde kitabı okurken benim kadar zevk alır ve kütüphanenizin sevdiğiniz bir köşesinde yer verirsiniz!
Sizinde son zamanlarda okuduğunuz aşk-gerilim türünde bir roman varsa bana yazabilirsiniz=)

Hoş Kalın*

6 Ağustos 2014 Çarşamba

Nerde Şimdi Bu Ünlüler?

Merhaba Cahnımlarr,
Bu güzide sıccaktan patladığımız yaz gecesinde siz sevgili vefakar okurlarıma bir yazı yazayım dedim ama içinde böyle çok değerlli bilgiler olsun istedim cahil kalmayın istedim fedakarlıklarımdan bir demet sundum size ve zamanında sadece bir şarkıyla ünlü olmuş ya da söyledikleri bir şarkı tutmuş ünlü olmalarını sağlamış kişilerden bir liste yapayım dedim anacım ayrıca neden başka şarkıları tutmamış bunuda merak etmedim değil hany çünkü listedeki şarkıların bir çoğu benim severek dinlediğim dinlettiğim kendi çevremde meşhur ettiğim ya da çevremde kendiliğinden meşhur olmuş şarkılar sizde dinleyin öğrenin sonra ne idüğü belirsiz cafelerde genellikle çalıyor bunlar ve adeta yabancı şarkının sallanan kısımlarına eşlik eden alamancı kuzen gibi havanız oluyor eşlik ederken benden söylemesi!

Şimdi siz sevgili gönül dostları için geliyor şarkılarr hadi anam 

1) Arkın Çelik - Serden Geçtim 

https://www.youtube.com/watch?v=sE3d0iRsb3o

Evet şarkıyı yukarıdaki linki tıklayarak dinleyebilirsiniz bence zamanında ki ben o zamanlarda lisedeydim gayette iyi patlamış ancak sonradan abimizi herhangi bir yerde herhangi bir şarkıyla dinleyememişizdir en azından ben görmedim duymadım sizi bileemem ama bu şarkıda tam eller havaya kızlarla toplanıp sıkıldığınızda açıp açıp hoppidikleyebilirsiniz anam 'Serdeen geçtim senden geçmem bir kere sevdim gerisini bilmeeem' diyerekten 

2)Ciguli - Binnaz

https://www.youtube.com/watch?v=P-6g7G1-N_0

Evet bu şarkıyı bilmeyeniniz varsa eğer hemen şimdi ülkeyi terk edebilir çünkü 'Çalgıcıı karısı Binnaazzz' eşliğinde oynamamış bizden değildir arkadaş resmen yılların eskitemediği şarkıdır ve bence klibide çok eğlencelidir izleyin izlettirin oynayın oynattırın hacıtlar

3)Tarık Mengüç- Şakşuka

https://www.youtube.com/watch?v=p5HzDq7_so0

Bakın yine bu abimizinde başka şarkılar vardır elbette ama ben bilmiyorum hatta bu şarkınında başını sonunu bilmiyorum varsa yoksa nakarat yarın öbür gün bir bilgi yarışmasında başından sorsalar tanımam şarkıyı rezil oluyorum ki kendisi meşhur olduğu yıllarda bütün sabah programlarında dans etmiş magazin programlarında boy göstermiş insandır çok merak ediyorum şu anda ne yapıyor çoluğu çocuğu neyle geçiniyor diye çünkü bütün sabah programlarında 'ben bu işi ekmek parası için yapıyorum' diyordu bak adamda yok ortalıkta açlar mı diye soranınız yok be Zalımlar!

4) Fırat Tanış-Yani

https://www.youtube.com/watch?v=UurtOlOjm_A

Ahh tabiki hepimizin artık ezberden bildiği şarkı! İlk önce Emre Altuğ'dan dinlemiştik ancak Fırat Tanış şarkıyı hem yazmış hemde söylemiştir ve bence bizlere daha çok sevdirmiştir. 'Yaz  kokusu duyardım kışın ortasında bile' diyerek beni benden almıştır neden bilmem her dinlediğimde içimi ısıtmıştır aslında oyuncu olarak tanıdığımız Tanış ın sesinin hoşluğuna da bu şarkı ile tanık olmuştuk 

5) Yıldız Asyalı - Limon Ağacı 

https://www.youtube.com/watch?v=64-To4WFrr8

Aslında kısa süreli yayınlanan Limon ağacı dizisinin jenerik müziğiydi bu şarkı ve bir şekilde benim listemde yer buldu ama dinleyin canısılar bence çok tatlı bir şarkı Yıldız Asyalı daha sonrasında bir grupla birlikte albüm çıkartmış ve başka şarkılara imza atmıştır ancak benim için hem bu şarkıyla anılmaktadır.

6)Ayak Takımı- Korkmasam Seni Sevmekten 

https://www.youtube.com/watch?v=Mbm1ZPMtseo

Aşk Yakar dizisiyle ünlü olmuş o zamanların liselilerinin arasında adeta bir fırtına estirmiş şarkı diyebiliriz popişlerim ama güzel şarkıydı yahu Güneşi Beklerken in Aksel i söylüyor yeni nesil için böyle tanıtayım ben size anacım 

7) Melisa Boyner - Süperdi

https://www.youtube.com/watch?v=g1POR25dusI

Kendisine aslında tek şarkılık ünlü demek büyük haksızlık olur çünkü Melisa Boyner in bilinen tam tamına 3 parçası vardır ama asıl popüleritesini ve çıkışını 'Gidiiyorum demeden gidişim varr ya süperdi o surat ifaden görülmeye değerdiiii nasılda vurdum sana tekmeyii morrda güzeel yakıştııı unutttum seniiii!' ile yapmıştır ve 2009 da bunu ezbere söylemeyene lisede tikky kız denmezdi bak şimdi merak ettim şimdiki liseli kızlar bilmiyor mu acaba? Eee nasıl eski sevgilisi yeni sevgili bulunca laf sokuyorlar? Meraklardan içersindeyim

8)DJ Şahin  Falcon Funda - Birini Bıraktım 


https://www.youtube.com/watch?v=7K2Zrl7mNW0

Aaa bak bu şarkıyı çok severim yurtta az dinlemedik kızlarla insana adetaa yüksek enerji veriyor içinden oynama istekleri taşıyor bu ekip sonrasında ayrı ayrı ünlü olmuş olabilir bilmiyorum zira o kadar takip etmedim ancak bu şarkıyla ve grup olarak mükemmel bir patlama yakalamışlardı sorarım onlara niyçin devam etmediler bence gayette güzeldiler bilmiyorsanız dinleyin hak vermezseniz bende Serdar Ortaç'ın şarkı sözleri gibi şeyler yazayım buraya

Evet eğleniyoz mu anam? Yukarıda  size bana göre ünlülüğün dibine vuracakken nedense sonradan vazgeçmiş olabileceğini düşündüğüm şarkıcılardan bir demet sundum tabi bazıları vazgeçmemiş olabilir ama bu şarkılardan daha başarılı olamamışlar yani olsalar bilirdik ya da sizinde bu listeye eklemek istedikleriniz varsa bana yazın! 

                                                                Hoş Kalın*

Not::Şarkıların sıralamasında herhangi bir şeye dikkat etmedim aklıma geldikçe yazdım o konuda bir yanlış anlaşılma olmasın ayrıca sanatçıların başka ünlü olmuş şarkılarıda olabilir ama bana göre böyle ünlüler

2 Ağustos 2014 Cumartesi

Zalımsın Özel Sektör

Merhaba Cahnımlaaarr,
 Uzun bir aradan sonra kitleleree bilgi vermek efendime söylüyüüm tecrübelerimi paylaşmak için yeniden burdayım! O uzun arada neler yaptım hemen anlatayım tabiki iş aradım çünkü yeni mezun olmak bunu gerektirir! Aslında bulmuştum ama olmadıı yar onu biraz sonra açıklayacağım. Bu arada iş aradım diyorum ama öyle yeni mezunum üniversite bitirdim triplerine giremedim anacım ya resmen ne iş olsa yaparım abla stylaaa takıldım ve bulduğum tüm işlere başvurdum anneciğimle bir sürü iş görüşmesine gittim hatta bazısını beğenmedim vazgeçtim öyle de garip bir insanım 



İlk iş görüşmem bir bireysel emeklilik ve hayat sigortası şirketinindi şimdi burda adını vermiyiiim ne olur ne olmaz internette tabiki incelemeden firmanın adını görünce başvurmuşum arayınca bakayım dedim ay aradıkları pozisyona verdikleri isim 'Finansal Danışman' nasıl havalı ismi var değil mi? Bence çok havalı yani ohannes Finansal Danışman mı dedim tabiki hemen atladım sonra annemle fıtı fıtı mecidiyeköyde bir plazaya gittik ve ben hayallerimin bir kısmını orada bıraktım.Neden mi? Finansal danışman dedikleri şey şuymuş kardeşlerim günde önceden randevu aldığın 3 yere gidip hayat sigortası poliçesi satacaktım. 
Türk insanına hayat sigortası işler mi bee! Hayır bende almam banane ben öldükten sonra alacakları tazminattan ÖLMÜŞÜM YAHU!  Tabiki bu iş olmadı kabul etmedim

Sonra başka bir yere daha gittim iş görüşmesine ki burası gerçekten istediğim bir yerdi çünkü belli firmaların Türkiye Distribütörlüğünü yapıyordu o kadar tatlı şeylerdi ki adetaa yirim onları böyle oyuncak peluşlar ördekler penguenleerr böyle ağzıım kulaklarımda koşa koşa gittim 4.Levent in arka sokaklarına bak ciddiyim adreste Sapphire Tower arkası yazıyordu aklımda nasıl havalı bir yer var anlatamam zaten karşıda Sabancı iş kuleleri var falan sonra arka tarafa bir geçtim bizim mahalleden hiç bir farkı yok bi' hayal kırıklığına uğramadım değil hanyyy sonra görüşmeye gittim iyi geçti falan çok mutluyum herkese söylüyorum iş bulduuum herkes şokannes nasıl buldun ne demek buldun yok artık diye sonra bana bir tarih verdiler o zaman gelirsin gelene kadarda şu konularda hazırlık yap diye mail attılar kıız hazırlık yap dedikleri konularda genel Muhasebe ki ben bundan kalmıştım Maliyet Muhasebesi ki ben bunu yazokulunda geçmiştim ama yılmadım anacım araştırdım uğraştım tüm dünyayı yardıma çağırdım
 Ve sonra bana mail atıp tecrübesiz eleman almaktan vazgeçtiklerini söylediler bakın sonra dediğim süre işe alındın dedikten 15 gün sonrası hacıtlar ON BEŞ GÜN sonrası anladınız değil mi?
Son olarak bir giyim fırmasında kısa süreli bir deneyimim oldu orada başıma gelenleri anlatmak istemiyorum çünkü resmen sabır testiydi sadece bayram döneminde kat müdürleri sırasıyla tatlı alıyordu bende bir aslan burcu olarak tabiiiiki bu tatlıların hiç birisini kaçırmamaya çalışıyordum herkesi örgütlüyordum 'Tatlı gelince benide çağırın taam mı? Noluur bak lütfen ağlarım ' diye tabi hergün farklı tepsi tatlı ben hepsinde varım =D Bir gün tatlımı almış bir köşede yiyordum ki en yakın arkadaşlarımdan Kaymaktan öğrendiğim bir şey varsa oda ilk turda tabağına her şeyden alma ikinci turda hatta çeşide göre üçüncü turda alırsın yaklaşık 3 senedir bu mantıkla hareket ediyorum ve 20 kilo kadar aldım haydariler şimdi böyle diyince beni obez sanmayın öncesinde 40 kilo kadardım ondan şimdi normal bir insan kilosuna ulaştım diyeyim ben size ilk turda tatlımın bir kısmını yedim ikinci tura geçmiş bir köşede onu yiyordum ki uzaktan bir ses geldi 'SEN NERENE YEDİN O KADAR O KAÇINCI OLDU?' diye yaağ resmen lokmalarımı saymışlar inanabiliyor musunuz? Birde herkesin ortasında yüzüme vurdular resmen rezil oldum hoş sonra herkes tatlısından bana verdi onları yedim ama yapılır mı böyle dostlarım sorarım size bu vicdansızlık değil de nedir? O tatlıyı almışsın ki yiyelim değğil mi ama?
 Sonuç olarak özel sektör çok zalım kardeşlerim ya süslü pozisyonlarıyla sizi kandırıyorlar ya da oyalayıp ayy pardon cahnım biz seni almaktan vazgeçtik diyorlar en kötüsüde lokmalarınızı sayıyorlar!

Hoş kalın*

11 Temmuz 2014 Cuma

Yeni Başlayanlar İçin SUŞİ

Yoksa siz okumadınız mı kuzum? Okumadıysanız iyi sevindim bu demek oluyor ki benim yazacaklarıma göre okuyup okumama kararı verebilirsiniz ayy kendimi nasıl önemli kabul ettim nasıl kitlelere hitap ettim belirsiz he. Ama öyle yazınca acayip havalı oluyor acayip havalı hissediyorsun kız sende dene istersen hadi bak şimdi whatsapptaki gruplarından birinde ulusa seslenir gibi yaz ondan sonra beni anlamazsan bende bir şey bilmiyorum 'olmazsa biz haftayada burdayız ablacım getir değiştirelim yani' diyen pazarcı amcalardan ne farkım kaldı böyle yazıncada hee sorarım size ne farkım kaldııığğ???
 Öncelikle ben bu canım kitabımı yaklaşık 2 yıl önce Beyazıtta ikinci el kitap satan Marmara Çarşısının içinde minik bir dükkandan almış aslında yazarın başka bir kitabı arıyordum ama bu kitabı görünce o kadar mutlu olmuştum almamam imkansızdı popişler anlıyor musunuz?



Evet gördüğünüz gibi yazarı yine bayılarak okuduğum Artemis Çik-lit yayınlarından Marian Keyes! Marian Keyes ve Sophie Kinsella sanırım hayatım boyunca okumaktan asla sıkılmayacağım kitaplar yazan ender yazarlardan çünkü kitaplarında hem o kadar eğlenceli hem o kadar ponçik ve komik karakterler ve olaylar var ki elden bırakmak imkansız hale geliyor yahu
O yüzden sıcaklık derecelerinin günden güne arttığı şu miss gibi yaz günlerinde boş durmayın sizde okuyun haydariler geçen gün Bakırköy D&R da gördüm vardı kalkın gidin alın anacım okuyun okutun

'Burnu büyük,kaltaklar kraliçesi,Londralı moda editörü Lisa Edward,'şahane' terfisinin A kalite partiler,sosyete sayfalarında fotoğraflar ve sonbahar kreasyonlarına jetle uçarak yetişme gibi eylemler içereceğinden emindi.
Fakat bunun yerine,sürgün edildi,hem de tüm o Prada gardıroyla birlikte!ve nereye?Son derece şık-olmayan,Dublin moda dergisi Colleen'e baş editör olmaya.
Editör asistanı Ashling Kennedy is tam aksine,bulduğu yeni işle ayakları yerden kesilmiş geziyordu... Ta ki fahiş bedelin kime katlanmak olduğunu öğrenene dek: Lisa Ewards.
Bu arada bir de Ashling'in en kadim,en sevgili kankası Clodagh 'Prenses' Kelly vardı,ki kendisi gerçek bir 'sonsuza-dek-mutlu-yaşadılar' başarısına sahip görünüyordu ama nedense son zamanlarda öpecek bir kurbağa prens arayışındaydı.Bu üç birbirinden alakasız,eşit deerecede doyumsuz kadının arasında bir bağ kurma ihtimali sıfır olabilirdi,tabi eğer 'Sibirya'nın magazinel versiyonu' Dublin dışında bir yerde yaşıyor olsalardı.Üstelik de bu bağı bir kurdular mı dünyayı dağıtıcaklardı- özellikle de Colleen'in serseri,havalı,melankolik,öldüren cazibe patronu Jack Devine da onlarla aynı kavşakta buluşunca.'

Arka kapağındaki yazıdan anlayabileceğiniz gibi evet bu romanda 3 kahraman var 3 farklı kadının bir şekilde kesişen yollarının keyifli hikayesi anlatılıyor yahu her ne kadar 3 kahraman olduğu söylensede bence asıl hikaye kahramanlarımızdan Ashling'in etrafında şekillenmekte dur daha fazla açıklama yapayım ben sana cahnım =))


'Lisa Edwards- Yeni 'şahane' işinin Dublin'deki Colleen dergisine sürülmek olduğunu öğrenince,bu,Pradalı dergi editörünün dünyası başına yıkılmıştı. Artık sonbahar/kış koleksiyonları peşinde,jetlerde gezmeyecekti.sosyete sayfalarında parti fotoğraflarında yer almayacaktı. Tek avuntusu,dostlarının bu düşüşüne tanık olmayacağıydı.Acaba yeni patronu,dağınık ve melankolik Jack Devine,onu kaderinin ellerinden kurtarıp cehenneme mi gönderecekti?'

Lisa tam anlamıyla okulda nefret ettiğin hem zengin hem güzel hem de çalışkan olan o yelloz var evet o bebeğim doğru bildin Allahım Allahım böyle bir şirretlik olamaz kendisi yeni açılan dergi için Londra'dan İrlanda'ya geliyor ve oradaki ekibe keşke gelmez olaydı dedirtiyor ama sonradan Lisa'ya hak vermeye başlıyorsun ki kendisinin romanın sonunda müthiş bir değişim geçirdiğini söyleyebilirim sırf bunun için bile okunabilir!


'Ashling Kennedy- Colleen'in yeni baş editör asistanı,ödül kazanmış bir endişe kuşuydu.Bir erkek arkadaş ve sımsıkı bir göbek dışında, hayatında bir şeylerin daha eksik olduğunun bilincindeydi.'

Ashling size tam olarak bir Pollyanna tam olarak o senin içindeki iyi ve ponçik kız sahip olmak istediğin mükemmel kankan ama çok fazla saf bence yer yer Ashling'e bu durum için kızmamak okurken 'yyaa sen salak mısın kızaaaamm?!' diye pöykürmemek elde değil yahu ama sonunda kızımızın gerçek aşkı bulacağını söyleyeyim ben size=)

'Clodagh 'Prenses' Kelly- Ashling'in en yakın arkadaşı ve şehir dışında,domestik kadınlarının hayali bir şatoda yaşıyordu.O zaman niye son zamanlarda içinden bir kurbağayı öpmek,daha doğrusu bir kurbağayla yatmak geliyordu dersiniz?'

Clodagh ise resmen yediği önünde yemediği arkasında bir hanım kızımız iken 'ayy çook sıkıldım bana macera lazım' diyerek aslında ortalığı birbirine katan bir şıfrıntı kız hem kendi hayatını altüst ediyor hemde en yakın arkadaşı Ashling'in ama bunun nasıl olduğunuda ben söylemeyeyim size =)))

Umarım sizde okurken benim kadar mutlu olursunuz anacım kitap tam tamına 530 sayfa evet bazı yerlerinde ' yeter artık sonunaa geeell!' dedirtebiliyor ama sizde benim gibi Artemis Çik-Lit kızı iseniz eminim ki okumaktan büyük keyif alabilirsiniz almazsanızda bana mail atıp fikirlerinizi paylaşabilirsiniz =)
Keyifli okumalar 
Hoş kalın*

7 Temmuz 2014 Pazartesi

Geçmiyor Günler

Aynen Modelin şarkısındaki gibi eveet geçmiyor günler anacım yani benim açımdan öyle sizi bilemem hoş burayı okuyan eden var mı zorla link gönderdiğim arkadaşlarım dışında pek emin değilim anacım gerçekten bak arada denk gelip beni tanımayan birileriyseniz 'gerçekten okuduk' falan diye mail atın yorum yapın ne bileyim bi' ses verin bee! Böyle manyak oldum tıklama takip etmekten hoş o tıklama sayısıda sürekli artıyor orası benim kafamı karıştırıyor kim okuyor kiim kiim çıldırıııciiiiimm Teeaanrııımmm!!!
Bakın yapı olarak takıntılı bir insanım ama zaten hangi kız değildir ki? Hangi kız meraktan facebookta ve diğer sosyal medya hesaplarında sevgilisinin eski sevgilisinin zamanında bir kez bile olsa yan gözle baktığı kızın kuzeninin eski nişanlısına kadar bakmamıştır ki hee sorarım size hangi kız?? Bana bakın eğer bunu yapmayan kız varsa hemen şu anda bu sayfayı terk edebilir gidip gerekli sosyal medya hesaplarından gerekli kurcalamaları yapabilir izin veriyorum sonra gelip burayı okumaya devam edebilir bunu affedebilirim hadi hadi
Bu arada Allah bana öyle bir bilgisayar vermiş ki ne şartlar altında yazıyorum bilemezsiniz şurayı yazana kadar 92347568 kere dondu bu sayfa yahu bakın inceden size bu sayfaya emek harcıyorum zaman harcıyorum subliminali veriyorum =))
Ne diyorduk yenilerin deyimiyle 'stalker' olmayan kız bizden değildir bu arada Stalker ın ne olduğunu bilmeyenler için azıcık açayıım mesela her gün eski sevgilinin sayfasına bakıyorsun ya bacım nerede ne yapmış nasıl nefes almış nerde yediği boğazında kalmış falan he o işte sanırım anlatabildim hoş zamanında ben bunu sınıftan sevmediğim bayağı da salak bir kıza söylemiştim kendisi efendice anlamını bilmiyorum demek yerine gidip Googlamış ve kendince bir tanım bulup bana marjinal kezban demişti orasıda ayrı =D Bakın bu da ayrı bir konu bilmediğiniz şeyi bilmiyorum diye söyleyin utanmayın yapmayın bunu sonuçta bilmemek değil öğrenmemek ayıp ponçiklerim
Şimdi ne kadar stalkersınız gelin test edelim buraya yaazacağım maddelerin en az 3 tanesini yapıyorsanız bravooo tebriiik ederim mükemmel bir stalkersınız demektir bu stalker ı da böyle Türkçe eklerle çekimleyince bir garip oluyor ama Googlelamak gibi düşünün siz bunu
Madde 1 - Her gün düzenli olarak bütün sosyal medya hesaplarını kontrol ediyorum evet
Madde 2 - Yukarıda da yazdığım gibi kuzeninin eski nişanlısına kadar bakıyorummm eveeettt
Madde 3 - Bütün sosyal medya hesaplarının ilk açıldığı güne kadar gidip bütün bilgileri ezberimde saklıyorum sorsanız kendim 3 sene önce ne yazmışım bilmem ama takiplediğim belanın 5 sene önce ergenken ettiği kendisinin bile unuttuğu isyanı ezberden rap olarak söyleyebilirim evet evet evet
Madde 4 - Anası babası danası akrabası hepsi için yukarıdaki maddeyi gerçekleştiriyorsaan evett birinci aşama stalkersın demektir 
Maddeleri uzatmak isterdim lakin bence size bu kadarlık yeter bebişlerim =)) Bu arada en önemli kural bir stalker asla karşı tarafa kendisini aldığı nefese kadar takip ettiğini belli etmemelidir unutmayın bunu!
Hoş kalın*

3 Temmuz 2014 Perşembe

Pasaklı Tanrıça mı dediniz?

Merhabaa cahnıımm Merhabaa tattlıııhhıımmm,
Hepiniz buralardasınız biliyorum anam bu yaz sıcağında tatile gitmeyenler olarak bilgisayar başında sayfa yeniliyorsunuz değil mi potitolar? Evet bende öyle yapıyorum başka ne yapacağız anacım bir kaç gün ev kızı olayım dedim canım çıktı be o yüzden kendime mola verdim bu arada düşündüm sizlere hangi konularda tavsiyelerde bulunayım sonra şu hayatta en sevdiğim şey hakkında tavsiyelerde bulunmaya karar verdim ne mi o tabiki kitap okumak haydariler! =)) Biliyorum ki sende seviyorsun yoksa şu an bu yazıyı okumazdın aşkısı sonra hangi kitaptan başlayayım diye düşünürken davşan yarim Yelot şu hayatta adeta benim için yazılmış adeta beni anlatan onunda çok sevdiği ama benim için adeta bir kutsal olan (Harry,Ron,Hermione alınmayın bebeğim sizin yeriniz her zaman ayrı) Pasaklı Tanrıça hakkında yazmamı söyledi. 

Pasaklı Tanrıça dünya üzerindeki bence en ponçik yazar olan Sophie Kinsella tarafından yazılmış en popiş romandır diyebiliriz.Sophie Kinsella'nın yazdığı benimde bayılarak okumadığım kitap yok sanırım eğer Sophie bebeğimle henüz tanışmadıysanız Pasaklı Tanrıça sizin için iyi bir başlangıç olabilir yazarın diğer kitaplarından ve başla başına bir seri olan Alışverişkolik serisi bir sonraki adım olabilir ki seriyle ilgili ben sonra bilgilendireceğim sizi ama siz önce bunu okuyun anacım.
Pasaklı Tanrıça dediğim gibi okumuş olan pek çok arkadaşım tarafından 'Ennee Gizot aynı sen' dedirtmiş bir kitaptır hayır hayır pasaklı olduğumdan değil sadece romanın karakteri Samatha gibi benimde başıma dağınıklığım ve üşengeçliğim yüzünden bir sürü olay gelmiş olduğundan diye düşünüyorum.
Samatha demişken kendisi yüksek İQ ya sahip avukat bir hanım kızımızken dağınıklığını fırsat bilen zalım şirket yöneticisi tarafından oyuna getirilerek bir anda kendisini hiç anlamadığı halde bir hizmetçi olarak bulur sonra gerçek aşkıda bulur ki bunu okudukça sizde göreceksiniz hepsini yazmayayım şimdi =))


Kitabın arka sayfasındaki tanıtım yazısını her ne kadar biraazcııık azıcık yammık çekmiş olsamda hala okunabilir olmasından görüyorsunuz ki Samantha kendisini ev işlerinden anlamayan bir hanım kızımız olarak tanıtıyor ancak hasbel kader düştüğü durumdan kaçmak yerine kalıp tüm ev işlerini öğrenmeye çalışıyor sizde o arada ortaya çıkan bu keyifli hikayeyi okuyarak yazın bu sıcağında azıcık kültürlenmiş oluyorsunuz bebişlerim =))

Evet kitabın kapağı bile pempiş pembiş çok tatlı =)) Umarım sizde benim gibi okurken büyük keyif alır ve kendinizden bir şeyler bulursunuz!  Okuduktan sonra mutlaka bana yazın bebişlerim =)
Keyifli okumalar, Hoş kalın*



28 Haziran 2014 Cumartesi

Yüz Temizleme Aşkına!

Bir blogger okuyucuların her konuda bilgi vermeli,önerilerde bulunmalıdır dedim ve bugün sizlere sevgili okurlarım kullandığım yaniiğğ üşenmediğim zaman kullandığım cilt temizleme ürünlerinden bahsedeceğim.Aslında normal bir cilt tipine sahip olduğum için çok fazla sivilce problemi yaşamadım hiç bir zaman ancak albino beyazlığındaki ten rengim yüzünden güneş lekeleriyle uğraşmak zorunda kalacağım sanırım. Konumuza dönecek olursak öyle makyajı temizleyeyim tonikle yıkayayım gece kremimi sürüp uyuyayım insanı değilim açıkcası ıslak mendille makyajımı siler Dalin'le de yüzümü yıkar uyurdum ki bu durum çok yorgun değilsem geçerli olan bir şeydi normalde ıslak mendil öğrencilik hayatımın en temizleyici maddesiydi bir anne için çamaşır suyu neyse ıslak mendilde benim için oydu neyse anacım konumuza gelelim Birazdan bahsedeceğim ürünlerle tamamen %50 civarında indirimde olmaları sebebiyle tanıştım ilgilenecek arkadaşlara İstanbul-Şirinevler Süvari Kozmetikte ürünlerin indiriminin hala devam ettiğini de belirteyim.

Diadermine daha önce kullandığım bir marka değildi ancak indirimde olması ve satıcı kızın tatlı dili hiç düşünmeden almama neden oldu=)) Biraz hassas bir cildim olduğu için ürünlerin alkol oranın üzerlerindeki o kocaman sıfırdan anlaşılacağı üzere sıfır olması da önemli bir etkendi. Eğer sizde böyle konulara dikkat ediyorsanız bu ürünleri de aklınızda bulundurabilirsiniz

Şimdi ürünleri kullandığım sıralamaya göre sizlere anlatayım efenim

Bu üç arasından Diadermine Yüz Temizleme Jeli en sevdiğim ürün oldu zaten aralarında en fazla bunu kullandığımı fark edebilirsiniz.Göz yapısı olarak çabuk sulanan hassas gözlere sahibim bu nedenle lens kullanamıyorum ya da Hint temasına özenip gözümün içine kalem çekemiyorum çünkü 5 dakika sonra akıp gidiveriyor.Daha önce Garnier'ın çok kullanışlı göz temizleme kremini kullanmıştım ama temizleyeyim derken hepsini gözümün içine kaçırıp üstüne birde ağlıyorum bu ürün özellikle o konuda çok başarılı daha öncede belirttiğim gibi içerisinde alkol olmadığı için sanırım gözünüze kaçmıyor ve suya dayanıklı ürünleri bir çırpıda temizliyor.Özellikle göz temizliğinde tavsiye edebilirim ayrıca çok pahalı bir üründe değil.
Kısa bir not:Eğer pamuğu hafif ıslatıp ürünü sıkarsanız daha yumuşak oluyor pamuk ve daha rahat oluyor ayrıca ürün pompalı olduğu için sonuna kadar bastırmadan istediğiniz miktarda da kullanabilirsiniz.

Sabah özenerek makyajını bin bir zahmetle sürdüğünüz eyeliner ınızı temizleydiseniz sıradaki ürün Diadermine Arındırıcı Yüz Yıkama Kremi. Gerçekten adının hakkını veriyor anacım ben daha katı bir akışkanlık beklerken gayette sıvı krem havasında yalnız benim gibi ilk kullanımda yanılıp birden ürünün alayını pöykürtmeyin sonra suyla bir süre uğraşmak zorunda kalıyorsunuz. Genel tabirle bir fındık kadar parmak ucunuza boşaltıp önceden ıslattığınız yüzüne yayıp sonrada yıkıyorsunuz BB Krem,allık falan hiç bir şey kalmıyor. Ancak ben ürünü her gün kullanmıyorum açıkcası her gün BB Kremde kullanmıyorum ancak haftada 2-3 kere cildimi temizlemek için kullanıyorum ya da o gün sabahtan akşama kadar dışarıdaysam kullanıyorum.Daha önce kullandığım başka markanın cilt temizleme ürünü yüzümde hiç olmamasına rağmen sivilcelere neden olmuştu ancak bu üründe öyle bir şey olmadı.Gördüğünüz gibi ben tüm cilt tipleri için olanını aldım bir çok seçeneği var sizde kendi cilt tipinize uygun olanı alabilirsiniz


Son olarak Diadermine Arındırıcı Tonik var.Bu ürün yukarıdaki temizleyici jel ile birlikte paket olarak satılıyordu yoksa ayrı tonik almakla falan uğraşacak insan değildim baktım paket olarak daha avantajlı oluyor bende aldım gitti farkettiğiniz üzere en az kullandığım bu ürün oldu.Sanırım hafif bir gül esansı var içerisinde pamuğa hafifce döküp yüzünüze pıt pıt pıt yaparakta kullanabilirsiniz ya da avucunuza biraz döküp şılıp şılıp yüzünüze çarptırarakta kullabilirsiniz sürdükten sonra açılan gözeneklerinizi sıkıştırdığı iddia edilmekte bence yüze bir ferahlık veriyor gözenek konusunda tam bir bilgi veremeyeceğim kullanıp anlarsanız siz bana bilgi verin =))

Yukarı geçen işlemleri yaptıktan ve 10-15 dakika geçtikten sonra yüzünüze nemlendiricinizi sürmenizi tavsiye ediyorum çünkü sabah kalkınca pamuk gibi yumuş yumuş bir cildiniz oluyor.Ben her gün bu işlemleri yapmıyorum tabiki ama siz yapabilirsiniz siz bana bakmayın yavrularım=))
Bir başka gün bir başka tavsiye ile burada olacağımmm
Hoş kalın*

26 Haziran 2014 Perşembe

Ne Güzel Olur..

Hayat filmlerdeki gibi olsa her şey hayal ettiğimiz gibi olsa ne güzel olur evet evet çok güzel olur=)) Bu arada filmler demişken size hayatın gerçekten filmlerdeki gibi olmasını istediğimiz en sevdiğim filmlerin birinden bahsedeceğim bu film 2004 yılında yayınlanan ABD yapımı bana göre dünyanın en romantik filmi olan 'Notebook'
Eğer aranızda hala izlemeyen varsa özellikle size söylüyorum kızlar hemen bi' koşu izlesin yaz aylarında evde oturup tv kanalları arasında gezip instagram yenilemekten daha mantıklı bir iş yapmış olursunuz neyse neyse filme döneyim ben.Filmin konusu tabiki aşk hemde ne güzel bir aşk herkesin aradığı izlediğinizde belli bir süre 'yaaağğğ been neden böyle aşklar yaşamıyoruumm' diye gezdirecek bir aşk. Kısacası Eyy Aşşk!!
Allie ve Noah'un kavuşması zor olan aşklarını konu alan filmimizde tüm zorluklar karşısında bile eğer vazgeçmezsek sonunda gerçek aşkımıza kavuşacağımız öyle bir inandırıcı tema ile anlatılıyor ki hayatta her şeyin mümkün olabileceğine inanıyorsunuz zira kahramanlarımız yedi sene ayrı kalıyor hatta Allie hanım kızımız başkasıyla evlenecekken Noah'a tekrar kavuşuyor. Her ne kadar günümüz Türkiyesinde aynı standartlarda bir aşk yaşacağınızı garanti edemesemde ABD standartlarında yaşamış bu aşka bir göz atmanızı şiddetle tavsiye ediyorum=))
 Bu arada filmin oyuncularından Rachel McAdams ve Ryan Gossling'in kariyerinde verdiği en doğru karar bu filmde oynamak olmuştur zira oyuncuların o dönemde yaşadıkları romantik ilişkinin filmin inandırıcılığına önemli bir katkısı olduğunu düşünmekteyim.
Evet canım eğer sende bu yaz sıcağında deniz,kum,güneş üçgeninde sıkışıp kalmadıysan evde instagram,twitter,facebook sayfalarında yenile yapmaktan bıktıysan bence kalk ve 'Notebook' filmini izle hadi dondurmanıda al yanına=)) 
Benim gibi izleyen dostlarım,kardeşlerim,canısılar sizlere güncel filmlerle ilgili önerilerim önümüzdeki günlerde buralarda olacak ama şimdilik Notebook filmini tekrar izlemekte bir sakınca görmüyorum ben!
Herkese İyi Seyirleeeeerr=))

6 Haziran 2014 Cuma

Mezuniyet

Evet ben sonunda mezun oldum inanılır gibi değil hemde büte bile kalmadan mezun oldum!
   Hoş hala sanki okul devam edecekmiş gibi geliyor ama kepi daha pazar günü atmış olduğum için sanırım böyle hissetmem normal zira mezuniyet töreni olayından hiç bir şey anlamadım ya ben.Tekrar atalım derlerse seve seve kabul edebilirim çünkü gerçekten hiç bir şey anlamadım ayol!
Sabahın köründe incecik topuklularımız,maşalı saçlarımızla kongre merkezinin arka bahçesine dizildik sıra bize gelince hınca hınç dolu sahnede tekrar ip gibi dizildik ve kapanış daha ' bi' dakka ya fotoğraf çekilmedik ee kepi atmadım bitti mi ulan?' diyemeden okul bitti gerçekten şaka gibi
     Diyorum ya henüz bitmesine çok üzüldüm aşamasına geçemedim ben hee geçenler salya sümük ağlayanlar hatta pılını pırtını toplayıp evine gidenler bile var ki onları hayretler içersinde izliyorum anacım bi' durun ya bu ne acelee?
   Mezun olmadan önce işini falan ayarlayanlar bile var yahu nasıl yaptılar hala anlayamadım ben daha eve gideyim de sabaha kadar tv kanallarında fink atayım öğlene kadar dana gibi uyuyayım mantığında bakıyorum hayata millet işe başlamış!
  Şimdi önümüzdeki sezon mezun olacak arkadaşlara bir iki şey yazayım içimde kalmasın:
 *Öncelikle kep töreninde çekilebildiğiniz kadar fotoğraf çekilin zira tören bitiminde kimseyi göremeyeceksiniz
* Aileniz o gün sizi deli edebilir sakın kavga etmeyin çünkü küsüyorlar ben ettim 5 gündür annemle konuşmuyoruz ki günde en az 5 kere konuşurduk
*Kızlar yanınızda mutlaka babet falan götürün çünkü 4-5 saat tarafta ayakta bekledikten sonra kısmi felç geçireceksiniz söylemedi demeyin
*Sahneden öyle apar topar inmeyin çekilebildiğiniz kadar fotoğraf çekilin arkadaşlarınızla vedalaşın diyorum ya sonrasında kimseyi göremeyeceksiniz
*En önemlisi evet o gün heyecandan öleceksiniz elleriniz titreyecek hatta bazılarınız ağlayacak ama hep mutlu kalın sakın moralinizi bozmayın 
O günden geriye sadece anılarınız kalacak keyfini çıkartın...

4 Mayıs 2014 Pazar

İnstagram Eroin Gibidir

Herkese tekrardaaan merhabaa!
Ayy böyle yazınca sanki kitleleri peşinden sürükleyen bir Seda Sayanmışım gibi oldu sanki herkes benim yazılarımı Puccanınkiler gibi heyecanla bekliyormuş gibi oldu ama neyse ben kendi içimde öyle kabul ediyorum ne olmuş yani hem vardır burayı okuyan birileri (iyi düşünelim iyi olsun!)
 Biliyorsunuz popüler kültür denilen kavram sürekli olarak değişin bir olay 90 lar nesili içinse tam bir kavram kargaşasından oluşuyor çünkü 80lerden yeni çıkmış abilerimiz 'Kahrolsuun popüüller kültüürrr!!' nidaları atarken gelişen teknoloji nedeniyle merakla izlenir olmuştur.Bana göre günümüz popüler kültürünün en önemli ögeleri İnstagram,Twitter,Foursquare gibi bir çoğumuzun kullandığı uygulamalar oluşturmaktadır.Peki neden mi canısılar?

 Çünkü akıllı telefonlar sayesinde hepimizin elinin altına güncel kullanım alanında bu uygulamalar misal en yakın arkadaşlarımdan birisi bizim Kaymak yahu kıza akıllı telefon aldık almaz olaydık elinden düşürmüyor yakındır İnstagramda iş teklifi alır (bu arada gerçek adı Kaymak değil biz ona öyle  diyoruz hikayesini bir başka gün anlatırım.) Hoş hiç birimizin Kaymaktan aşağı kalır yani yok ama aramızda en son akıllı telefon alan oydu sonra lanet olsun Ziya Turp'un Hakan Hepcan'a Vine indirmesi gibi bende arkadaşımın telefonuna İnstagram indirmiş bulundum! İşte o günden sonra kendisiyle iletişimi sadece Whatsapp üzerinden sağlıyoruz diyebilirim.Kızımız bir fotoğraf atıyor yüzlerce beğeni alıyor tabii hepimiz şokannes! 'Ulan ben 2 senedir kullanıyorum 100 beğeniyi  bulamadım nasıl oluyor?!!' diye isyan ederken canım arkadaşım sırrınızı bizlerle paylaştı hepinizi bildiği hashtag çılgınlığı tabi ki! Hashtag attığınız fotoğrafın altına #instagram şeklinde yazdığınız kelimeler ama biz tabii uzman olmadığımızdan önümüze gelen tüm keke tagleri yazıyoruz oraya ama öyle yapmayacaksın işte! En popülerleri bulup öyle yazacakmışsın anacım yazmakla bitmiyor bir de arada onlar değiştirip yenileri yazacaksın öyle attım fotoğrafı yazdım tagleri gelsin beğeniler yok bu camiada ne kadar ekmek o kadar köfte ya da ne kadar hashtag o kadar köfte prensibi geçerli bilesiniz canlarım! Hadi bakalım göreyim sizi yardırınnn tagleri!
Bu arada yeni başlayanlar için kısa bir not: Ciddi anlamda bağımlısı olabilirsiniz uyarmadı demeyin sonra

9 Nisan 2014 Çarşamba

Kütüphane Çok Güzel Gelsenizee

     Son 2 senedir hayatım okul-yurt-kütüphane üçgeninde geçip gitmekte heba edilmekte genç yaşımda saçlarıma lapa lapa kar yağdırmakta! Evet durum bu kadar vahim bence çünkü hayat hiçte öyle filmlerdeki kitaplardaki gibi lay lay lom değil canısılar 
     Asıl konumuza gelecek olursak kütüphanede çalışıyor olmamın sonucunda yaptığımın gözlemlere dayanarak diyorum ki; Evladıım siz kütüphane kurallarını bilmiyorsunuz hadi cahilsiniz biz söylüyoruz bu seferde dikkate almıyorsunuz o yüzden bir kerede buraya yazma kararı aldım belki okuyunca anlarsınız feellaan anacım 
   
  Öncelikle hemcinslerim bacılarım ponçikler kütüphaneye topuklu ayakkabı ile gelinmez yaa yediniz bitirdiniz burada beni! Giyme o lanet olası toğukluyu giyme hadi diyelim giydin git dışarıda gez toz ohh miis gibi hava var  takır tukur git takıl di mi?? Neden o ayakkabılarla iç çekince bile ' Birraaz sessiz ollarr moosaann?!!' diye pöykürülen bir yere geliyorsun ben anlayabilmiş değilim
       Şimdi değineceğim konu ise daha önemli burası bir üniversite kürüphanesiyle haliyle gelenler öğrenciler hocalar bu üniversitede okuduğuna göre belli bir zeka seviyen var demektir bu yaşa gelebilmişssin demektir güzel kardeşim ama kalkıp neden 'Buu kitapları satın alabiliyozz mu?' diye soruyorsun kitapsız! Kütüphaneye kitap bağışlansır,kütüphaneden ödünç kitap alırsın ama satın almak? Hangi kütüphanede gördün anam sen onu söyle bakayım 
       Bazılarınızın ise okuma yazma bildiğinden emin değilim zira daha kitabın kodunu doğru okuyamıyorsunuz birde gelip 'Yalnız bu kitap rafta yok' diye olay çıkartıyorsunuz sonra buluyorum üzülüyorsunuz yapmayın böyle şeyler kalbinizi kırdırtmayın
       Bir başka konu ise gelip 'aaa burası ne kadar küçük' ya da 'bence kaynaklar çok yetersiz' diye bağrınmanız bende isterdim şafak çizgisine kadar uzanan rafların olduğu bir kütüphanemizin olmasını ama yok işte idare ediver!

   Son olarak sizlere veda ederken diyorum ki o rafları öyle bık bık bıklamayın öyle yerde solucan arayan civciv gibi dağıtmayın ortalığı düzgün bırakın ya da en sevdiğimiz tabirle 'Nasıl Bulmak İstiyorsan Öyle Bırak!'