roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Temmuz 2015 Cumartesi

Merhaba 'Son Kamelya'!

Herkese benden kocaman bir MERHABA!
Yazın sıcaklarının bizleri cayır cayır yaktığı bu güzide cumartesi gününden hepinizi sevgili ile selamlıyorum bebeksilerim!
Bu sıcak yaz gününden beynim burnumdan akmışken sizlere uzun zamandır kitap tavsiyesinde bulunmadığımı fark ettim! Yahu resmen okuduklarımın hepsine kendime saklama bencilliğinde bulunmuşum! Ne kadar çok ünlem kullandım ayol!
Her şey bir yana Sarah Jio uzun zamandır okumak istediğim yazarlardandı ancak 'Böğürtlen Kışı' kitabının bütün İnstagram sayfalarını süslemesinden gına geldiği için bir türlü elim gitmemişti. Geçenlerde bir arkadaşım kendisinin kitaplarından bir demet bana hediye edince zamanı geldi diyerek başladım okumaya iyiki de başlamışım kendisinin neden listelerde rekorlar kırdığını anlamış oldum.
 O yüzden bugün sizinle 'Son Kamelya' adlı romanı hakkındaki hislerimi paylaşacağım :)

Tatlış mı tatlış bir kapağı var kitabın zaten yazar bütün kitaplarında benzer konsepti kullanıyor. O yüzden raflarda daha yazar kısmına bakmadan Sarah Jio kitaplarını kolaylıkla tanıyabilirsiniz. Kitaplardaki belirgin çiçeklerin olması Sarah Jio'nun bir nevi imzası diyebiliriz.


'Önce küçük bir tohum düşer kalbin odasına, sonra aşkla yeşerir.Kulak verin, umudun sesini duyabiliyor musunuz?
1940'lı yılların Amerikası'nda bir fırıncınıın kızı olan Flora Lewis, un kokulu hayatınun bir gün çok farklı yöne sürükleneceğini bilmiyordur.Genç kız bir yandan yaşlı anne babasına yrdım ederken, öte yandan botanik bahçesinde bitkilerin ve çiçeklerin gizemli dünyasıyla uğraşmaktadır. Ta ki kendini uluslararası çiçek hırsızlığı zincirinin tam ortasında bulana kadar... Yapacağı iş çok basittir, İngiltere kırsalindaki Livingston Köşkü'ne gidip Middlebury Pempesi olarak bilinen ender bir kamelya türünü bulup haber vermek.Köşke dört öksüz çocuğa dadı olarak sızan Flora, içinde imkansız bir aşkın tohumlarını büyütürken , ne tür bir belya bulaştığını acı bir şekilde öğrenecektir.
Tam elli sene sonra bahçe tasarımlarıyla uğraşan genç Addison Sinclair , eşiyle birlikte Livingston Köşkü'ne gelir. Geçmişteki hayaletten kurtulmaya çalışan Addison, aslında burada çok daha sancılı bir gizemin içine düşer. Bunu çözmeye çalıştıkça dillere destan kamelya bahçesinin kanla sulandığı gerçeğine de adım adım yaklaşacaktır..'

Arka kapak yazısından anladığınız gibi Flora ve Addison ana karakterlerimiz =) Flora ve Addison geçmişte ve günümüzde aynı sırrın açığa çıkması için noktaları birleştirerek sonuca varmaya çalışan iki genç kadın..
Sarah Jio romanlarından geçmiş ve günümüz olarak geçişler yapıyor. Son Kamelya'da da bundan vazgeçmemiş.Flora 1940'lı yıllardan köşkün öyküsünü anlatırken Addison ondan kalan boşlukları dolduruyor.
Kitap ne kadar romantik bir hikayeyi anlatıyor gibi duruyorsa da içerisinde fazlaca aksiyon barındırdığını söyleyebilirim.
Ancak kitapta son bölümün yani sırların açığa çıktığı bölümle hızlıca geçiştirildiği hissine kapıldım.Birazcık daha açıklama fena olmazdı doğrusu..
 Bu küçük ayrıntı sizleri kitabı okumaktan alıkoymasın petitolarım çünkü bazı kısımlarda 'Allahın cezası!' diyerek sinirlenip bazı kısımlarda 'Ohh be!' diyeceğiniz için okumaya başlayabilirsiniz.
Finale yaklaşıkca 'Ohafor!' diyeceğiniz anlar artacak!
Okuduktan sonra geri dönüşler yapmayı unutmayın canlarım!

Keyifli okumalar =)

Hoş kalın*


11 Temmuz 2014 Cuma

Yeni Başlayanlar İçin SUŞİ

Yoksa siz okumadınız mı kuzum? Okumadıysanız iyi sevindim bu demek oluyor ki benim yazacaklarıma göre okuyup okumama kararı verebilirsiniz ayy kendimi nasıl önemli kabul ettim nasıl kitlelere hitap ettim belirsiz he. Ama öyle yazınca acayip havalı oluyor acayip havalı hissediyorsun kız sende dene istersen hadi bak şimdi whatsapptaki gruplarından birinde ulusa seslenir gibi yaz ondan sonra beni anlamazsan bende bir şey bilmiyorum 'olmazsa biz haftayada burdayız ablacım getir değiştirelim yani' diyen pazarcı amcalardan ne farkım kaldı böyle yazıncada hee sorarım size ne farkım kaldııığğ???
 Öncelikle ben bu canım kitabımı yaklaşık 2 yıl önce Beyazıtta ikinci el kitap satan Marmara Çarşısının içinde minik bir dükkandan almış aslında yazarın başka bir kitabı arıyordum ama bu kitabı görünce o kadar mutlu olmuştum almamam imkansızdı popişler anlıyor musunuz?



Evet gördüğünüz gibi yazarı yine bayılarak okuduğum Artemis Çik-lit yayınlarından Marian Keyes! Marian Keyes ve Sophie Kinsella sanırım hayatım boyunca okumaktan asla sıkılmayacağım kitaplar yazan ender yazarlardan çünkü kitaplarında hem o kadar eğlenceli hem o kadar ponçik ve komik karakterler ve olaylar var ki elden bırakmak imkansız hale geliyor yahu
O yüzden sıcaklık derecelerinin günden güne arttığı şu miss gibi yaz günlerinde boş durmayın sizde okuyun haydariler geçen gün Bakırköy D&R da gördüm vardı kalkın gidin alın anacım okuyun okutun

'Burnu büyük,kaltaklar kraliçesi,Londralı moda editörü Lisa Edward,'şahane' terfisinin A kalite partiler,sosyete sayfalarında fotoğraflar ve sonbahar kreasyonlarına jetle uçarak yetişme gibi eylemler içereceğinden emindi.
Fakat bunun yerine,sürgün edildi,hem de tüm o Prada gardıroyla birlikte!ve nereye?Son derece şık-olmayan,Dublin moda dergisi Colleen'e baş editör olmaya.
Editör asistanı Ashling Kennedy is tam aksine,bulduğu yeni işle ayakları yerden kesilmiş geziyordu... Ta ki fahiş bedelin kime katlanmak olduğunu öğrenene dek: Lisa Ewards.
Bu arada bir de Ashling'in en kadim,en sevgili kankası Clodagh 'Prenses' Kelly vardı,ki kendisi gerçek bir 'sonsuza-dek-mutlu-yaşadılar' başarısına sahip görünüyordu ama nedense son zamanlarda öpecek bir kurbağa prens arayışındaydı.Bu üç birbirinden alakasız,eşit deerecede doyumsuz kadının arasında bir bağ kurma ihtimali sıfır olabilirdi,tabi eğer 'Sibirya'nın magazinel versiyonu' Dublin dışında bir yerde yaşıyor olsalardı.Üstelik de bu bağı bir kurdular mı dünyayı dağıtıcaklardı- özellikle de Colleen'in serseri,havalı,melankolik,öldüren cazibe patronu Jack Devine da onlarla aynı kavşakta buluşunca.'

Arka kapağındaki yazıdan anlayabileceğiniz gibi evet bu romanda 3 kahraman var 3 farklı kadının bir şekilde kesişen yollarının keyifli hikayesi anlatılıyor yahu her ne kadar 3 kahraman olduğu söylensede bence asıl hikaye kahramanlarımızdan Ashling'in etrafında şekillenmekte dur daha fazla açıklama yapayım ben sana cahnım =))


'Lisa Edwards- Yeni 'şahane' işinin Dublin'deki Colleen dergisine sürülmek olduğunu öğrenince,bu,Pradalı dergi editörünün dünyası başına yıkılmıştı. Artık sonbahar/kış koleksiyonları peşinde,jetlerde gezmeyecekti.sosyete sayfalarında parti fotoğraflarında yer almayacaktı. Tek avuntusu,dostlarının bu düşüşüne tanık olmayacağıydı.Acaba yeni patronu,dağınık ve melankolik Jack Devine,onu kaderinin ellerinden kurtarıp cehenneme mi gönderecekti?'

Lisa tam anlamıyla okulda nefret ettiğin hem zengin hem güzel hem de çalışkan olan o yelloz var evet o bebeğim doğru bildin Allahım Allahım böyle bir şirretlik olamaz kendisi yeni açılan dergi için Londra'dan İrlanda'ya geliyor ve oradaki ekibe keşke gelmez olaydı dedirtiyor ama sonradan Lisa'ya hak vermeye başlıyorsun ki kendisinin romanın sonunda müthiş bir değişim geçirdiğini söyleyebilirim sırf bunun için bile okunabilir!


'Ashling Kennedy- Colleen'in yeni baş editör asistanı,ödül kazanmış bir endişe kuşuydu.Bir erkek arkadaş ve sımsıkı bir göbek dışında, hayatında bir şeylerin daha eksik olduğunun bilincindeydi.'

Ashling size tam olarak bir Pollyanna tam olarak o senin içindeki iyi ve ponçik kız sahip olmak istediğin mükemmel kankan ama çok fazla saf bence yer yer Ashling'e bu durum için kızmamak okurken 'yyaa sen salak mısın kızaaaamm?!' diye pöykürmemek elde değil yahu ama sonunda kızımızın gerçek aşkı bulacağını söyleyeyim ben size=)

'Clodagh 'Prenses' Kelly- Ashling'in en yakın arkadaşı ve şehir dışında,domestik kadınlarının hayali bir şatoda yaşıyordu.O zaman niye son zamanlarda içinden bir kurbağayı öpmek,daha doğrusu bir kurbağayla yatmak geliyordu dersiniz?'

Clodagh ise resmen yediği önünde yemediği arkasında bir hanım kızımız iken 'ayy çook sıkıldım bana macera lazım' diyerek aslında ortalığı birbirine katan bir şıfrıntı kız hem kendi hayatını altüst ediyor hemde en yakın arkadaşı Ashling'in ama bunun nasıl olduğunuda ben söylemeyeyim size =)))

Umarım sizde okurken benim kadar mutlu olursunuz anacım kitap tam tamına 530 sayfa evet bazı yerlerinde ' yeter artık sonunaa geeell!' dedirtebiliyor ama sizde benim gibi Artemis Çik-Lit kızı iseniz eminim ki okumaktan büyük keyif alabilirsiniz almazsanızda bana mail atıp fikirlerinizi paylaşabilirsiniz =)
Keyifli okumalar 
Hoş kalın*

3 Temmuz 2014 Perşembe

Pasaklı Tanrıça mı dediniz?

Merhabaa cahnıımm Merhabaa tattlıııhhıımmm,
Hepiniz buralardasınız biliyorum anam bu yaz sıcağında tatile gitmeyenler olarak bilgisayar başında sayfa yeniliyorsunuz değil mi potitolar? Evet bende öyle yapıyorum başka ne yapacağız anacım bir kaç gün ev kızı olayım dedim canım çıktı be o yüzden kendime mola verdim bu arada düşündüm sizlere hangi konularda tavsiyelerde bulunayım sonra şu hayatta en sevdiğim şey hakkında tavsiyelerde bulunmaya karar verdim ne mi o tabiki kitap okumak haydariler! =)) Biliyorum ki sende seviyorsun yoksa şu an bu yazıyı okumazdın aşkısı sonra hangi kitaptan başlayayım diye düşünürken davşan yarim Yelot şu hayatta adeta benim için yazılmış adeta beni anlatan onunda çok sevdiği ama benim için adeta bir kutsal olan (Harry,Ron,Hermione alınmayın bebeğim sizin yeriniz her zaman ayrı) Pasaklı Tanrıça hakkında yazmamı söyledi. 

Pasaklı Tanrıça dünya üzerindeki bence en ponçik yazar olan Sophie Kinsella tarafından yazılmış en popiş romandır diyebiliriz.Sophie Kinsella'nın yazdığı benimde bayılarak okumadığım kitap yok sanırım eğer Sophie bebeğimle henüz tanışmadıysanız Pasaklı Tanrıça sizin için iyi bir başlangıç olabilir yazarın diğer kitaplarından ve başla başına bir seri olan Alışverişkolik serisi bir sonraki adım olabilir ki seriyle ilgili ben sonra bilgilendireceğim sizi ama siz önce bunu okuyun anacım.
Pasaklı Tanrıça dediğim gibi okumuş olan pek çok arkadaşım tarafından 'Ennee Gizot aynı sen' dedirtmiş bir kitaptır hayır hayır pasaklı olduğumdan değil sadece romanın karakteri Samatha gibi benimde başıma dağınıklığım ve üşengeçliğim yüzünden bir sürü olay gelmiş olduğundan diye düşünüyorum.
Samatha demişken kendisi yüksek İQ ya sahip avukat bir hanım kızımızken dağınıklığını fırsat bilen zalım şirket yöneticisi tarafından oyuna getirilerek bir anda kendisini hiç anlamadığı halde bir hizmetçi olarak bulur sonra gerçek aşkıda bulur ki bunu okudukça sizde göreceksiniz hepsini yazmayayım şimdi =))


Kitabın arka sayfasındaki tanıtım yazısını her ne kadar biraazcııık azıcık yammık çekmiş olsamda hala okunabilir olmasından görüyorsunuz ki Samantha kendisini ev işlerinden anlamayan bir hanım kızımız olarak tanıtıyor ancak hasbel kader düştüğü durumdan kaçmak yerine kalıp tüm ev işlerini öğrenmeye çalışıyor sizde o arada ortaya çıkan bu keyifli hikayeyi okuyarak yazın bu sıcağında azıcık kültürlenmiş oluyorsunuz bebişlerim =))

Evet kitabın kapağı bile pempiş pembiş çok tatlı =)) Umarım sizde benim gibi okurken büyük keyif alır ve kendinizden bir şeyler bulursunuz!  Okuduktan sonra mutlaka bana yazın bebişlerim =)
Keyifli okumalar, Hoş kalın*