Resmen haftalardır sizlere tek bir kelime yazmadım ayol! Yazmak istemediğimden değil öyle anlaşılmak istemem yazacak bir şey bulamadığımdan değil amma velakin koşturmaktan buralara yaz günü yeni yazım düşmedi diyeyim ben size a dostlar! Düşündüm ve bu uzun aradan sonra sizlere sonbahara çok uyacağını düşündüğüm bir kitap değerlendirmesi yazmaya karar verdim =)
Kate Morton 2007 yılında yayınlamış bulunduğu romanı İngiltere listelerinde aylarca ilk 5'te kalmış ancak bizim ülkemizde aynı popüleriteyi yakalayamamış diyebilirim. Aşk-Gerilim türünde yayınlanan romanın çok akıcı olduğunu ve gerçekten elinizden hiç bırakmadan bir solukta okuyacağınızı garanti edebilirim ayrıca benim gibi eline aldığı her kitabın son sayfasını okuyan birisiyseniz bu kitabın son sayfasını okuduğunuzda daha bir meraklanıp kitabı adeta yutarcasına okuyacaksınız hee 'kitabın son sayfasını niye okuyayım banane be! ben normal normal okurum' dersenizde siz bilirsiniz saygı duyarım ama ben okurum yani son sayfayı sonra kitabın yarısında ölürüm falan sonunu okuyamadan gitti yazzııkk demesinler arkamdan hemde merak ederim
Kitabın arka kapak yazısında şöyle yazıyormuş ' Grace Reeves, 14 yaşındayken annesinin eski işverenlerinin yanında çalışmak üzere evden ayrılıyor.Grace, o dönemde kardeşleri Emmeline ve David ile birlikte amcası Lord Ashbury'yi, Riverton Malikesinde ziyarete gelen ortanca kardeş Hannah ile aynı yaşta.
Misafirlerin gelişine çok sevinen Grace,göze batmayan bir hizmetli olarak bu ziyareti gözlemlemeye başlıyor ve çok geçmeden bir ömür boyu unutmuş gibi yapacağı sırlara tanık oluyor.Ancak günlerden bir gün aileyle ilgili film çekmek isteyen birfilm yapımcısı,gerçekleri teyit etmek için 98 yaşındaki Grace ile temasa geçtiğinde bu anılar bir bir su yüzüne çıkıyor.
Olay örgüsü temelde Hannah ve Emmeline kardeşler çevresinde dönüyor,ki ikili,aile dostları genç şair R.S.Hunter ın o malikanede sözde edişinde de evde bulunuyordu.
Grace bütün akış boyunca kimsenin asıl hikayeyi bilmediğinden dem vuruyır ve Hannah'ın kendi hayatına sahip olmak için kurduğu planları ve genç Emmeline in kıskançlıklarını açıklarken şairin ölümüne dair gerçek de gözler önüne seriliyor.
Morton,nefes kesen akıcılığıyle zafer kazanıyor,dokunaklı fakat gerilim dolu bir aşk hikayesi ve unutamayacağınız bir son sizi bekliyor.'
Aslında hikaye bir nev-i 'Yaprak Dökümü 'olduğundan bizim milletimizde popi olamamış bir kitap bize söker mi anacım böyle gerilimli kitaplar bi' düşüünün yani ama hakkını yememek lazım Kate Morton'ın detayları olaya öyle bir heyecan katıyor ki okuyunca anlayacaksınız =)
Kitabın iç kapağında ise 'Grace Bradley,Riverton Malikesine daha küçük bir kızken,Birinci Dünya Savaşı çıkmamışken,hizmetli olaak girmişti.Yıllar boyunca Hartford ailesine bağlı kaldı,özellikle de ailenin iki kızı Hannah ve Emmeline'e 1924 yazında evde verilen şatafatlı bir partide genç bir şair kendini vurdu.Olayın tek tanığı Emmeline ve Hannah'ydı ve sadece ikisi -ve tabii Grace- gerçeği biliyordu.
Sene 1999 ve Grace 98 yaşına gelmiş ve huzurevinde son günlerini yaşıyor.O yaz yaşanan olaylar hakkında film çeken bir film yapımcısı ziyaretine geliyor.Grace'i Riverton Malikesine götürüp anılarını canlandırıyor.
'Geri dönüşlerle anlatılan bu hikaye, Grace'in öyküsü.Edward dönemi aristokrat bolluğunun son günlerinde,savaş bu rahatlığı paramparça etmeden hemen önce geçen ilk gençlik yıllarının,canlı yirmili yılların ve sonsuza kadar kaybolan bir yaşam tarzının öyküsü.Roman sırlarla dolu-kimileri açığa çıkıyor,kimileri sonsuza dek saklı kalıyor.Aynı zamanda hatıralara yapılan bir yolculuk,savaşın verdiği yıkım ve tarihte baş döndürücü bir döneme açılan çok özel bir pencere Riverton Malikanesi.
Avustralya'da ilk yayınlandığında da çok beğenilen roman 2007'de İngiltere'yi salladı ve satış
rekorları kırdı.'
Kitabın kendi kendisini tanımlama yazıları sona erdiğine göre sizlere kendi görüşlerimden bir demet sunayım sevgili kitap sever pokitolarım;
Grace yukarılardaki tanımlarda da okuduğunuz gibi kitabın hem en önemli kahramanı hem anlatıcısı konumunda aslında iyi bir insan olabilir ama bana göre sinsinin önde gideni yahu öyle bir yalan söylüyor ki kitabın tüm akışını değiştirecek bir olayın altına da imzasını atmış oluyor.Hannah ve Emmeline ikilisine özellikle Hannah' a olan düşkünlüğünün kendisinin başına açmadık iş bırakmadığını göreceksiniz.
Hannah ise zengin ailenin aklı başında kızı diye tanımlanabilirdi ancak hikaye ilerdikçe Hannah öyle işler çeviriyor ki bacikosu Emmeline ile ilişkisi Leyla ve Necla nın ilişkisinden farkı kalmayacak hale geliyor!Ahh tabi çevirdiği tüm oyunlarda kendisinin baş yardımcısı Grace olmasa aslında büyük ateşlerin ortasına atılacak olan yaşadığı döneme göre oldukça cesur bir karakter
Emmeline ise zengin ailemizin şımarık ve hoppa kızı ama yavrum bunun keyfini süremiyor tabiki! Sevgi arsızı olmasının bedelini ise kimsenin başına gelmemesini istediğimiz bir şekilde ödüyor.
R.S.Hunter olarak geçen ve esrarengiz bir intiharlar hayatına son veren şairimiz ise bütün bu karışıklığın ana nedenlerinin en başında yer alıyor.
Umarım sizde kitabı okurken benim kadar zevk alır ve kütüphanenizin sevdiğiniz bir köşesinde yer verirsiniz!
Sizinde son zamanlarda okuduğunuz aşk-gerilim türünde bir roman varsa bana yazabilirsiniz=)
Hoş Kalın*
dünkü mülakat yazından sonra arşivi karıştırıyorum :) bu kitabı ben de okudum ve çok beğenmiştim hatta başka kitaplarına da baktım da alıcam daha :)
YanıtlaSilArşivim ne yazık ki pek kalabalık değil :/ Bu kitapla çok geç tanışmıştım ancak farklı bir anlatımı olduğu çok beğenmiştim Kate Morton benimle listemde beklemede =)
Sil