Uzuuuun bir aradan sonra herkese benden Merhaba,
Biliyorum çok uzun bir süre ara verdim ancak biliyorsunuz ki burası düzenli yazılan bir blog değil..
Zaten bende düzenli bir kız değilim ama şu an konumuz bu değil :)
Yazın bu sıcak ve kavurucu ( ki ben bu durumdan şikayetçi değilim) günlerinde makyaj yapmanın ne kadar zor olduğunu hepimiz biliyoruz kızlar. Özellik fondöten ya da bb krem kullandıysak onları suratımızda tutmak bizi epey zorluyor o yüzden makyaj bazı arayışlarına giriyoruz.
Tabbbii ki her genç kız gibi bende bunu yaptım ve ilk defa kullanacağım için daha uygun fiyatlı ürünlere yöneldim. Sonuçta memnun kalmayabilirdim,alerji yapabilirdi,güzel durmayabilirdi.Premsesler gibi görünmek için satın alacağım şeyi bir daha kullanmama ihtimalim varsa önce gider ucuz olanı alırım.Eğer beğenirsem belki biraz daha pahalısını alabilir im. Geçenlerde bir YouTuber Loreal’i uygun fiyatlı olarak tanıtıyordu. Yav bacım sen aylık kaç para kazanıyorsun? Benim uygun fiyatlı anlaşıyım Essence ve Wet n Wild gibi markalardan oluşuyor gençler.
İşte şu anda da size o markaların iki ürünün karşılaştıracağım.
Essence Fresh&Fit Awake Primer ve Wet n Wild Coverall Primer Base De Teint
Her iki üründe 20 tl civarı fiyatlarda indirim zamanı daha da ucuza alabileceğine eminim.
Harf sıralamasına göre tanıtmaya başlayacağım o nedenle ilk önce Essence Den bahsedeyim.
Ürünün üzerinde sağlıklı bir ışıltı vereceğinden bahsediyor içeriğinde paraben var mı açıkcası bilmiyorum. O işlerden de pek anlamıyorum. Ürünün arkasındaki açıklamalı kısmın fotoğrafını bırakıyorum eğer varsa siz beni bilgilendirirseniz sevinirim. Bildiğim kadarıyla Essence hayvanlar üzerinde test yapmayan hayvan dostu bir marka o nedenle bile sevebilirsiniz.
Ürüne gelecek olursak anacım bu bir baz ancak sağlıklı ışıltı vermiyor sizi parıl parıl parıl parıldatıyor çünkü bu bir simli baz.. Kız bildiğin simli hafif ışıltı falan değil. Sürdükten sonra üzerine fondöten sürüp tüm gün terlemiş gibi parlayabilirsiniz. Gözenek küçültücü bir etkisi olduğu söyleniyor doğru çünkü simlerden gözükmüyorlar. Onun dışında ürünün hafif renkli olması ve yapısı çok hoş yapısı oldukça ince ve sürdükten hemen sonra teninizle bütünleşiyor. Kalıcılığı mükemmel çünkü tüm gün Rihanna cıımın da şarkıda söylediği gibi Shine Bright ilke a Diamond oluyorsunuz . Ben ürünü makyaj bazı olarak değil likit highlighter olarak kullanmanızı tavsiye ederim.
Wet n Wild ın ürününe gelecek olursak bu ürününde içeriği konusunda çok aydınlatıcı bilgiler sunamayacağım için fotoğrafını burana bırakıyorum siz inceleyebilirsiniz.
Vaatlerine bakacak olursak burada da bir gözenek sıkılıştırma görüyor ve yanına eksi koyuyoruz. Bu ürün oldukça mat bir yapıya sahip sürdükten sonra ciltle hemen bütünleşiyor ancak biraz daha kalın bir yapısı var daha krem gibi bir ürün. O nedenle parmaklarınızla bir ısıtarak yüzünüze yaymanızı öneriyorum.Beyaz bir rengi var sürdüğünüzde de renk eşitlenmesini tam da bu nedenden dolayı hafif beyaz olarak yapıyor ve mat beyaz bir cilde sahip oluyorsunuz. Ancak fondöteni hiç bir şekilde nefret ettiğimiz pul pul cakey denilen lanet nefret görünüme büründürmüyor. Kalıcığı Essence kadar olmasa da yüksek olduğunu söyleyebilirim. Eğer ilk makyaj bazı denemenizse bence Wet n Wild ile başlayabilirsiniz.
Sizde kullandığınız bazlarını yorum olarak yazabilirseniz karşılaştırma yapmış oluruz =)
Eğer bu iki üründen kullanan varsa onlarda yorumlara deneyimlerini yazabilir!
Keyifli Günler *
12 Ağustos 2018 Pazar
7 Ocak 2018 Pazar
Tiyatronun Müziklisi! Müzik Müzik Müzikal!
Herkese Merhaba!
2018 yılının ilk yazısıyla karşınızdayım. Üstelik bu sefer aradan çook uzun bir süre de geçmedi =)
Yazıma 2018'in herkese istediği kadar mutluluk getirmesini dileyerek başlıyorum. Yılın ilk günün tatil olması ve yılın çift sayılı olması benim şimdiden sempatimi kazanmış durumda..Her zaman yeni yıl yeni umutlarla başlar ancak 2017 benim için o kadar kötü geçmişti ki 2018'e hala umutla girebiliyor olmak beni bile şaşırttı. Her şey bir yana herkese sağlıklı yıllar diliyorum!
Yeni yılın ilk günlerinde bir çok sinema filmi gösterime girmişken ben size daha önce katıldığım bir etkinlikten bahsedeceğim. Sinema biz Türk halkı için her zaman tiyatrodan daha ulaşılabilir ve sevilir olmuştur ancak size Kasım ayında izlediğim müzikalden bahsetmek istiyorum hatta gitmenizi tavsiye ediyorum.
Oyun romantik komedi türünün başarılı bir örneğini sergiliyor.Çeviri de metini o kadar akıcı bir şekilde çevirmişler ki bunun içini tebrik etmek gerekiyor =)
Ana kahraman Kathy'nin hırsına zaman zaman yenik düşmesine tatlı tatlı kızarken ,Tiffaniy'e gerçekten kızdığınız anlar olacak. Bay Bailey'e ise gerçek anlamda sempati duyduğunuz anlar olacak.Shelly DeCoco ise bir çoğumuza günlük hayatından tanıdık gelecek. Kendinizi Bay Franklin'e hak verirken bulacaksınız.Oyundan çıkarken dilinizde 'Bir Kaseee Çorbaaa' şarkısı olacağından emin olabilirsiniz
Oyun Devlet Tiyatrolarda gösterimde iki saatlık ve iki perdelik olarak sahneleniyor.Bilet fiyatları tam bilet fiyatını bilmiyorum ancak öğrenci olarak aldığınızda indirimli hali 13 tl ye geliyor olması lazımdı.. Ancak biletler hızla tükendiği için ay başında oyun belirleyip biletleri hızlıca almanızı tavsiye ediyorum aksi takdirde bilet bulmak oldukça zor olabiliyor
Tiyatroların daha çok desteklenmesi gerektiğine inandığım için mutlaka izleyin ve izlettirin!
Keyifli Günler*
2018 yılının ilk yazısıyla karşınızdayım. Üstelik bu sefer aradan çook uzun bir süre de geçmedi =)
Yazıma 2018'in herkese istediği kadar mutluluk getirmesini dileyerek başlıyorum. Yılın ilk günün tatil olması ve yılın çift sayılı olması benim şimdiden sempatimi kazanmış durumda..Her zaman yeni yıl yeni umutlarla başlar ancak 2017 benim için o kadar kötü geçmişti ki 2018'e hala umutla girebiliyor olmak beni bile şaşırttı. Her şey bir yana herkese sağlıklı yıllar diliyorum!
Yeni yılın ilk günlerinde bir çok sinema filmi gösterime girmişken ben size daha önce katıldığım bir etkinlikten bahsedeceğim. Sinema biz Türk halkı için her zaman tiyatrodan daha ulaşılabilir ve sevilir olmuştur ancak size Kasım ayında izlediğim müzikalden bahsetmek istiyorum hatta gitmenizi tavsiye ediyorum.
Ben oyunu İstanbul Cevahir Sahnesinden izledim . Daha önce hiç bir müzikal izleme şansım olmamıştı itiraf etmek gerekirse gitmeden önce olayı biraz opera gibi düşünmüştüm. Kesintisiz olarak repliklerin şarkılarla söyleneceğini düşünüyorum hal böyle olunca da aklımdan 'ya oyundan sıkılırsami ya başım ağrırsa' gibi fattık futtuk düşünceler geçmişti.Hiç öyle olmuyor oyunda tabiki şarkılar var ancak benim sandığım gibi kesintisiz olarak söylenmiyor belli repliklerden sonra belli şarkılar söyleniyor ve oldukça keyif veriyor.
Birazda müzikalin içeriğinden bahsedeceğim size daha doğrusu resmi sitede yayınlanan içeriğine bir gözatalım önce =)
''1939 yılında New York'un en ünlü restoranlarından Bailey's, dünyaca ünlü "Günün Çorbası" ile meşhurdur. Ancak bu çorbanın tarifini hiç kimse bilmemektedir. Herald Tribune' ün Pulitzer ödüllü araştırmacı gazetecisi Katharine Hawks, patronu J.P. Thompson'ın isteği üzerine kılık değiştirip çorba tarifini öğrenmek için, garson olarak restorana sızar. Restoranın sahibi Stewart Bailey bir yandan evlenmek üzere olduğu sosyetik nişanlısı Tiffany Vandervanden ile uğraşırken bir yandan da aile mirası olan çorbayı korumaya çalışmaktadır. Sadık dostu barmen Franklin O'Shea ve eski sevgilisi ünlü yemek eleştirmeni Shelly DeCoco'nun da olaya dahil olmasıyla işler bir hayli ilginç ve komik bir hal alır. ''
Oyun romantik komedi türünün başarılı bir örneğini sergiliyor.Çeviri de metini o kadar akıcı bir şekilde çevirmişler ki bunun içini tebrik etmek gerekiyor =)
Ana kahraman Kathy'nin hırsına zaman zaman yenik düşmesine tatlı tatlı kızarken ,Tiffaniy'e gerçekten kızdığınız anlar olacak. Bay Bailey'e ise gerçek anlamda sempati duyduğunuz anlar olacak.Shelly DeCoco ise bir çoğumuza günlük hayatından tanıdık gelecek. Kendinizi Bay Franklin'e hak verirken bulacaksınız.Oyundan çıkarken dilinizde 'Bir Kaseee Çorbaaa' şarkısı olacağından emin olabilirsiniz
Oyun Devlet Tiyatrolarda gösterimde iki saatlık ve iki perdelik olarak sahneleniyor.Bilet fiyatları tam bilet fiyatını bilmiyorum ancak öğrenci olarak aldığınızda indirimli hali 13 tl ye geliyor olması lazımdı.. Ancak biletler hızla tükendiği için ay başında oyun belirleyip biletleri hızlıca almanızı tavsiye ediyorum aksi takdirde bilet bulmak oldukça zor olabiliyor
Tiyatroların daha çok desteklenmesi gerektiğine inandığım için mutlaka izleyin ve izlettirin!
Keyifli Günler*
Etiketler:
1939,
cevahir,
cevahir avm,
dekor,
devlet tiyatroları,
günün çorbası,
istanbul,
katharine hawks,
kostum,
müzik,
müzikal,
new york,
sahne,
stewart bailey,
şehir tiyatroları,
tiyarto
20 Aralık 2017 Çarşamba
Canım Cildim! Seni ben nasıl nemlendiririm?
Herkese Benden Merhaba!
Uzun bir aradan sonra tekrardan sizlerleyim. Biliyorum uzun aralar verip pat diye dönüyorum ama kabul edin sizde bunu seviyorsunuz. Tamam bende bu kadar uzun aralar vermek istemiyorum ancak bazı teknik problemler yazmama engel oluyor örneğin evde internetin olmaması gibi..
Hazır kış gelmişken, soğuk hava tüm acımazlığıyla yüzümüzee yüzümüzee vururken ve şu güzide blogumda en çok okunan yazım cilt bakımı üzerineyken sizinle son dönemde kullandığım cilt bakım ürünlerini göstermek istedim. Bakın demiyorum ki koşun gidin alın sizde bunları kullanın benim dermatologum (yaa yerler havaya bak) önerdiği için alıp kullandım siz yine de doktorunuza danışmadan kullanmayın.
Öncelikle size biraz cilt tipimden bahsetmek isterim. Ben oldukça hassas ve alerjenik bir yapıya sahibim gerek cilt olarak gerek ciğer olarak gerekse metabolik olarak ömür boyu sürecek alerjilere sahibim. Alerjimin olmadığı şeylere de intoleransım var zaten benimki de öyle bir durum malesef ki.. Tüm bunların üstüne birde cilt rengim oldukça açık biraz daha açık olsaydı muhtemelen albino olacakmışım.
Yağlanmaya meyilli karma bir cilt tipim olduğu için aslında tek bir nemlendiriciyi tüm yüzüme yayamıyorum çünkü bir taraf kurumuş bir taraf yağlanmış olabiliyor bende genel olarak bir şey kullanmamayı tercih ediyorum. Son dönemlerde yaşadığım akneler yüzünden doktora gitmeye karar verdikten sonra iki aydır düzenli kullanıp oldukça faydasıını gördüğüm iki üründen bahsedeceğim şimdi
Topıcrem markasını benimde ilk kullanışım. Daha önce markayla tanışmamıştım. Anlaşmalı eczanelerde ya da internette bulabilirsiniz. Sol tarafta 'Combination to oily skin - AC Gel Nettoyant Purifiant' yazılı olan bir yüz temizleme jeli!
Gerçekten tam bir jel. Çok sıvı olmayan renksiz bir sıvı ve kokusuz bu özelliği benim için çok önemli çünkü kozmetik firmalarının yüz temizleme jellerinin bence gereksiz kokuları oluyor. Jeli isterseniz elinizle isterseniz tırtıllı temizleme pedleriyle yüzünüze yayıp daha sonra duruluyorsunuz. Öyle aman aman bir köpürmesi yok ancak ilk yıkamaya başladığınız zamanlarda hafif bir gerilme hissedebilirsiniz.
Bendeki ürün yağlanmayı engelleyen, sebum dengeleyici bir ürün çünkü dermatologum şu sıralar cildimin yağlanmaya başladığını ve çok fazla sebum ürettiğini söylemişti. Onu dengelemek için öncelikle cildimi doğru bir şekilde temizlediğimden emin olmalıymışız. Ben normalde makyajımı Garnier'in temizleme ürünleriyle temizleyip Dove sabunla yıkayıp çok gerildiğini hissedersem de Bepanthol kremle nemlendirmeyi tercih ediyordum ki onlar başka bir yazımızın konusu olsun. Bunların kozmetik içerikli ürünler olduğu için yetersiz gelebiliyormuş.
Çok uzattım anacım farkındayım ama özlemişim yazmayııı affediverin!
'Combination to oıly skin - AC Soin Actif' yazan ise bir nemlendirici. Ancak öyle yumuşacııııık sıvı bir nemlendirici olarak düşünmeyin daha çok yoğun ve hafif akışkan bir nemlendirici yani sürmek için önce parmaklarınızla biraz ısıtmanız gerekiyor ya da en azından ben öyle daha rahat kullanabiliyorum.
Bu ikiliden sanırım ben jel olanı daha çok sevdim ancak ikisini düzenli olarak kullandığımda yüzümdeki aknelerin,sivilcilerin hatta kızarıkların gözle görülür bir şekilde ve hızla azalttığını fark ettim. Sizlerde eğer benzer problemler yaşıyorsanız bu ürünleri bir göz atmanızı öneririm. Hatta ben aldığım zaman nemlendiricinin yanında deneme boyunu hediye olarak göndermişlerdi ki kendisini fotoğrafta görüyorsunuz. Henüz normal boyunu kullanmaya geçemedim bile oldukça bereketli bir ürün diyebilirim =)
Buraya kadar okumayı bırakmayıp geldiğiniz için teşekkürler!
Keyifli Günler *
Etiketler:
akne,
alerjenik,
arındırıcı,
bakım,
cilt,
cilt bakımı,
dermatolog,
dermatoloji,
hassas ciltler,
intolerans,
nemlendirici,
sivilce,
topıcrem,
topicrem,
yağlı ciltler,
yüz temizleme jeli
8 Mart 2017 Çarşamba
Küçük Hanımefendi Ajansı New York
Bir bahar sabahından herkese en güzelin bir Merhaba!
Uzun bir aradan sonra pekte yeni olmayan ancak internette şöööyle bir gezindiğimiz zaman hakkında çokta fazla yorum bulamadığım bir kitaptan bahsedeceğim.
Aslında kitap iki seriden oluşuyor. Birinci kitap kitaplığımda bulunmuyor ancak bir arkadaşımdan ödünç alarak okumuştum. İkinci kitap bir devam niteliği taşıyor ancak sadece ikinci kitabı okuyarak olaylar hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.
Güzel Melissa'mız nam-ı diğer Honey'imiz bu sefer maceranın bir kısmına New York'ta devam ediyor. Basım yılı 2003 olan kitap 512 sayfadan oluşuyor.Akıcılığı sayesinde elinizden bırakmadan okuyup bitirebilirsiniz ancak itiraf etmem gerekir ki belli noktalarda sıkılabilirsiniz.
'Melissa Romney-Jones, yeni mesleğiyle paspaslıktan divalığa terfi eden genç bir kadın. Londra'nın ilk freelance kız arkadaşıydı. Bu kez de Manhattan'da ve oradaki ümitsiz bekarlar arasında fırtına gibi esiyor!
Küçük Hanımefendi Ajansı'nın Londra'daki işleri tavan yapmışken,Melissa,uzun bir tatil için Amerikalı erkek arkadaşı Jonathan Riley'in yanına,Manhattan'a gitmeye karar verdi. Ancak Jonathan'ın hırslı arkadaşları ve her şeye burnunu sokan eski karısı arasında kalmak onu kısa zamanda bunaltacaktı. Tam o sırada gelen cazip bir iş teklifi, Melissa için karşı konulamayacak bir fırsattı. Ama bu gizli proje, genç kadını kısa bir süre içinde gazete manşetlerine taşıyacak ve dillere düşürecekti! Yaşayacağı -bazen eğlenceli,bazen üzücü- maceralar Melissa'yı sevdiği adam ve tüm kalbiyle bağlandığı ''erkekleri -adametme'' işi arasında bir tercih yapmaya zorlayacaktı.Ne komik,ne eğlenceli, ne orijinal kızsın sen Melissa!'
Arka kapak yazısından da anlaşılacağı üzere Melissa'mız kendisini Honey olarak tanıyan Jonathan'ın arkadaşlarının yanında bu sefer kendi kimliğiyle ve peruksuz olarak boy gösterecek!
Hester Browne her ne kadar konuyu gel-gitlerle bağlamış olsa da keyifle okunacak bir serüven yazmış!
Aslında yukarıda yazdıklarımdan kitabı sevmediğimi düşünebilirsiniz ancak bu memnuniyetsiz havanın aslında kitapla hiç ama hiç bir alakası yok. İşyerinde ufak bir kendini bilmez yönetici değişikliği yaşadığım bu lanet olası günlerde hiç bir şeyden keyif alamıyorum a dostlar!
Değerli Yöneticilerim,
Birazdan yazacaklarım eğer iş ahlakı ve etiklerine uymuyorsa beni kovmadan önce uyarın yazıyı kaldırayım!
Bildiğiniz gibi iş yerinde yöneticiyle anlaşmaya çalışmak demir bir leblebiyi çiğnemeden yutmak gibi tatsız tuzsuz lanet bir durumdur. Bakın müdürle demiyorum çünkü müdürler ununu elemiş eleğini asmış insanlar oldukları için çok fazla alt kademelerle muhattap olmamayı tercih ediyorlar ancak bu bir üst yönetici dediğimiz Allahın belaları sahip oldukları tüm egolarını üzerimde test etmek için yarışa giriyorlar!
İçimdeki Seda Sayan'ı sakin tutmak için üstün çaba gösteriyorum ancak bir noktadan sonra kendimi 'Git hadi kime diyorsan de be! Yalak!' derken buluyorum. Hee bunu içimden söylüyorum ama orasını karıştırmayalım şimdi!
Sakin kalmakta zorlandığım şu günlerde Mirkelam Şarkıları albümünden Pinhani-Yollar şarkısını dinlemenizi şiddetle tavsiye ediyor ve yazıma burda son veriyorum.
Keyifli günler*
Hıı-hıı çok -_-
Uzun bir aradan sonra pekte yeni olmayan ancak internette şöööyle bir gezindiğimiz zaman hakkında çokta fazla yorum bulamadığım bir kitaptan bahsedeceğim.
Aslında kitap iki seriden oluşuyor. Birinci kitap kitaplığımda bulunmuyor ancak bir arkadaşımdan ödünç alarak okumuştum. İkinci kitap bir devam niteliği taşıyor ancak sadece ikinci kitabı okuyarak olaylar hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.
Güzel Melissa'mız nam-ı diğer Honey'imiz bu sefer maceranın bir kısmına New York'ta devam ediyor. Basım yılı 2003 olan kitap 512 sayfadan oluşuyor.Akıcılığı sayesinde elinizden bırakmadan okuyup bitirebilirsiniz ancak itiraf etmem gerekir ki belli noktalarda sıkılabilirsiniz.
'Melissa Romney-Jones, yeni mesleğiyle paspaslıktan divalığa terfi eden genç bir kadın. Londra'nın ilk freelance kız arkadaşıydı. Bu kez de Manhattan'da ve oradaki ümitsiz bekarlar arasında fırtına gibi esiyor!
Küçük Hanımefendi Ajansı'nın Londra'daki işleri tavan yapmışken,Melissa,uzun bir tatil için Amerikalı erkek arkadaşı Jonathan Riley'in yanına,Manhattan'a gitmeye karar verdi. Ancak Jonathan'ın hırslı arkadaşları ve her şeye burnunu sokan eski karısı arasında kalmak onu kısa zamanda bunaltacaktı. Tam o sırada gelen cazip bir iş teklifi, Melissa için karşı konulamayacak bir fırsattı. Ama bu gizli proje, genç kadını kısa bir süre içinde gazete manşetlerine taşıyacak ve dillere düşürecekti! Yaşayacağı -bazen eğlenceli,bazen üzücü- maceralar Melissa'yı sevdiği adam ve tüm kalbiyle bağlandığı ''erkekleri -adametme'' işi arasında bir tercih yapmaya zorlayacaktı.Ne komik,ne eğlenceli, ne orijinal kızsın sen Melissa!'
Arka kapak yazısından da anlaşılacağı üzere Melissa'mız kendisini Honey olarak tanıyan Jonathan'ın arkadaşlarının yanında bu sefer kendi kimliğiyle ve peruksuz olarak boy gösterecek!
Hester Browne her ne kadar konuyu gel-gitlerle bağlamış olsa da keyifle okunacak bir serüven yazmış!
Aslında yukarıda yazdıklarımdan kitabı sevmediğimi düşünebilirsiniz ancak bu memnuniyetsiz havanın aslında kitapla hiç ama hiç bir alakası yok. İşyerinde ufak bir kendini bilmez yönetici değişikliği yaşadığım bu lanet olası günlerde hiç bir şeyden keyif alamıyorum a dostlar!
Değerli Yöneticilerim,
Birazdan yazacaklarım eğer iş ahlakı ve etiklerine uymuyorsa beni kovmadan önce uyarın yazıyı kaldırayım!
Bildiğiniz gibi iş yerinde yöneticiyle anlaşmaya çalışmak demir bir leblebiyi çiğnemeden yutmak gibi tatsız tuzsuz lanet bir durumdur. Bakın müdürle demiyorum çünkü müdürler ununu elemiş eleğini asmış insanlar oldukları için çok fazla alt kademelerle muhattap olmamayı tercih ediyorlar ancak bu bir üst yönetici dediğimiz Allahın belaları sahip oldukları tüm egolarını üzerimde test etmek için yarışa giriyorlar!
İçimdeki Seda Sayan'ı sakin tutmak için üstün çaba gösteriyorum ancak bir noktadan sonra kendimi 'Git hadi kime diyorsan de be! Yalak!' derken buluyorum. Hee bunu içimden söylüyorum ama orasını karıştırmayalım şimdi!
Sakin kalmakta zorlandığım şu günlerde Mirkelam Şarkıları albümünden Pinhani-Yollar şarkısını dinlemenizi şiddetle tavsiye ediyor ve yazıma burda son veriyorum.
Keyifli günler*
Hıı-hıı çok -_-
27 Ağustos 2016 Cumartesi
Ucuzluklar Minnoşkosu Essence Bizi Terk Mi Ediyor?
Uzuuuun bir aradan sonra herkese yeniiden Kocaman bir Merhabaaaaa =)
Biliyorum biliyorum buraları çok uzun zaman boş bıraktım beni çok özlediniz ama sizlere oldukça uzun bir yazı hazırlamaya çalıştım umarım sizinde işinize yarar süt mısırlarım!
Bildiğiniz gibi Essence markası Gratislerden çekilmiş durumda standlarının yerinde yeller esmekle birlikte yerini dolduracak bir marka girişi de görülmedi.Her gün iş çıkışı Şirinevler Gratiste bir tur attığımdan biliyorum.Sorun bana ne nerede hangi rafta tarif edeyim size o derece anacım!
Konuyu fazla dağıtmayayım.Essence hayvanlar üzerinde test yapmadığını açıklamış ve kalplerimizi kazanmış ve oldukça ucuz olan minnoş bir marka ve bugüne kadar sahip olduğum ve memnun kalmadığım az sayıda ürünü var.Bu günlerdee de çok popülerken ve gerçekten ülkeden çekiliyorsa sizede gitmeden tanışmanız ya da stok yapmanız için bir kaç tavsiye de bulunmaya karar verdim.Bu arada Çetinkayalarda Rossmanlarda ve Süvarilerde standları hala duruyor beybileeeeer!
Bende bulunan daha doğrusu deneyerek kullanarak tekrar aldığım ya da uuzuun zaman önce aldığım ve bitiremediğim ürünler bu şekilde.. Aslında genel olarak ürünlerini beğenerek kullanıyorum zaten ben fondoten kullanan bir insan değilim.Yüz rengimi eşitlemek özel bir günse ya da keyfim çok yerindeyse ya daaaa akşam saat sekizde uyumuş ve uykumu mükemmel bir şekilde almışsam genelde pudra allık gözaltı kapatıcısı üçlüsüyle günlerimi pammık giibi geçiriyorum. Kız hem hazırlanması da kısa sürüyor benden size söylemesiii
İlk önce şu sıralar çok popüler olan markanın kaş farından başlayayım.Eğer benim gibi seyrek ve açık renkli kaşlara sahipseniz ancak bundan çok rahatsız olmuyorsanız tamammeen canınız istediğinizde kaşlarınızın belirgin olmasını istediğiniz günlerde kullanmak için bir ürün arıyorsanız bu ürün tam bize göre bacoliler! Öncelikle açık olan rengi alt kirpik diplerinizde de çok güzel durduğunu söylerek başlayayım. İster koyu rengi ister açık rengi kaşlarınıza gönül rahatlıığıyla uygulayabilirsiniz ürün kutusundan alırken biraz fazla tozutma yapabiliyor aamaa sürdükten sonra gram yerinden oynamaz mı anacım?! Sabah6.22 de sürüyorsun akşam 22.18 de temizleyene kadar öylece duruyor orda! Neden net saat verdim çünkü sabah işe giderken hazırlanış akşam evde yatış saatlerim ondan kıh kıh kıh Ürünün size bir başka cezbedici özelliğiyse 8-9 tl gibi bir fiyatı olması üsteliiik indirimsiz hali bu fiyaaat =)
Biliyorum biliyorum buraları çok uzun zaman boş bıraktım beni çok özlediniz ama sizlere oldukça uzun bir yazı hazırlamaya çalıştım umarım sizinde işinize yarar süt mısırlarım!
Bildiğiniz gibi Essence markası Gratislerden çekilmiş durumda standlarının yerinde yeller esmekle birlikte yerini dolduracak bir marka girişi de görülmedi.Her gün iş çıkışı Şirinevler Gratiste bir tur attığımdan biliyorum.Sorun bana ne nerede hangi rafta tarif edeyim size o derece anacım!
Konuyu fazla dağıtmayayım.Essence hayvanlar üzerinde test yapmadığını açıklamış ve kalplerimizi kazanmış ve oldukça ucuz olan minnoş bir marka ve bugüne kadar sahip olduğum ve memnun kalmadığım az sayıda ürünü var.Bu günlerdee de çok popülerken ve gerçekten ülkeden çekiliyorsa sizede gitmeden tanışmanız ya da stok yapmanız için bir kaç tavsiye de bulunmaya karar verdim.Bu arada Çetinkayalarda Rossmanlarda ve Süvarilerde standları hala duruyor beybileeeeer!
Bende bulunan daha doğrusu deneyerek kullanarak tekrar aldığım ya da uuzuun zaman önce aldığım ve bitiremediğim ürünler bu şekilde.. Aslında genel olarak ürünlerini beğenerek kullanıyorum zaten ben fondoten kullanan bir insan değilim.Yüz rengimi eşitlemek özel bir günse ya da keyfim çok yerindeyse ya daaaa akşam saat sekizde uyumuş ve uykumu mükemmel bir şekilde almışsam genelde pudra allık gözaltı kapatıcısı üçlüsüyle günlerimi pammık giibi geçiriyorum. Kız hem hazırlanması da kısa sürüyor benden size söylemesiii
İlk önce şu sıralar çok popüler olan markanın kaş farından başlayayım.Eğer benim gibi seyrek ve açık renkli kaşlara sahipseniz ancak bundan çok rahatsız olmuyorsanız tamammeen canınız istediğinizde kaşlarınızın belirgin olmasını istediğiniz günlerde kullanmak için bir ürün arıyorsanız bu ürün tam bize göre bacoliler! Öncelikle açık olan rengi alt kirpik diplerinizde de çok güzel durduğunu söylerek başlayayım. İster koyu rengi ister açık rengi kaşlarınıza gönül rahatlıığıyla uygulayabilirsiniz ürün kutusundan alırken biraz fazla tozutma yapabiliyor aamaa sürdükten sonra gram yerinden oynamaz mı anacım?! Sabah6.22 de sürüyorsun akşam 22.18 de temizleyene kadar öylece duruyor orda! Neden net saat verdim çünkü sabah işe giderken hazırlanış akşam evde yatış saatlerim ondan kıh kıh kıh Ürünün size bir başka cezbedici özelliğiyse 8-9 tl gibi bir fiyatı olması üsteliiik indirimsiz hali bu fiyaaat =)
Essence markasının belki de en uzun süredir severek kullandığım bittikçe ve stoklarda buldukça yeniden aldığım rimeli!
Bir rimel düşün ki hem gün içerisinde akma yapmasın hem incecik ve sarı olan kirpiklerinize volüm versin hem de kirpiklerinizi türküdeki gibi kaşınıza değdirsin hemde sudan ucuz olsun!
Essence nin bir ara deli gibi neredeyse tüm rimellerini denemeye çalışmıştım ancak aralarından bir yukarıda olan mavişi bir de bu morlu olanı sevebildim.
Her ikiside kıl fırççalı oldukları için zaten kalbimde ayrı bir yer edinmişlerdi morlu olanın fırçası diğerine göre daha bombeli mi desem nasıl desem bilemedim ama fırça şeklindeki farklılıktan dolayı daha güzel kıvırdığını söyleyebilirim.Aralarındaki en önemli fark morlu olan gün içerisinde hafif dökme yapabiliyor. Yine de bu bile benim bittikçe almama engel değil.Almanızı maviş olan kadar şiddetle tavsiye etmem ama markanın başarılı rimelleri arasında olduğunu söyleyebilirim çünkü çok güzeeel kıvırıyooor!
Essence eyeliner pen konusunda da oldukça başarılı benim sahip olduğum siyah rengi ancak tam olarak simsiyah yaptığını söyleyemeyeceğim.Üstünden geçsem bile istediğim siyahlığı elde edemiyorum ancak incecik sürebildiğim günlerde bolca rimelle oldukça zarif bir görüntü elde edebilirsiniz.Daha çok günlük kullanım için uygun diyebilirim ya da göz makyajınıza hiç dikkat çekilmesin istediğinz günlerde kullanabilirsiniz!
Essence in tamamen tesadüf eseri tanıştığım GEL Eye Pencilları gerçekten oldukça başarılı her ne kadar siyah olanı bitmek üzere gibi olsa da kahverengi olanın daha kalıccı olduğuunu söyleyebilirim.Göziçi kullanımlarında siyah olanı birazzcık akma yapabiliyor ancak kahverengi olanı nasıl sürdüyseniz o şekilde kalıyor.Yumuşak yapısı sayesinde göz üstünde de eyeliner gibi kullabiliyorsunu ucu biraz kalın olduğu için incecik bir şekil yerine oldukça dolgun bir eyeliner görüntüsü elde edebilirsinizİndirimde fiyatlı 4 tl ye kadar düşebiliyor bence bir şans verebilirsiniz patitolar
Kız bu palet sanırım artık yok =D Zaten bende de ne zamandııııır var farkındaysanız sadece alttan bir ve üçüncüyü biraz parmaklamışım o kadar!Aslında pigmentasyonu gayet iyi onu da o mavili olanlar fark etmiştim =D Ben far kullanmayı pek sevmem ancak biraz ışıltı istediğim zamanlarda üçüncü olan çok güzel renk verebiliyor =)
Essence nin bir başka sahip olduığum ve sevdiğim ürünü bu minnoş allığı! Aslında bunların sanırım şekilleri daha önce farklıydı sonradan bu formuna kavuştu! Pigmentasyonu ve kalıcılığı mükemmeeel!
Azıcık sürüyorsunuz ve minnoş minnoş pembiş pembiş oluyorsunuz ancak fazla kaçırdığınızda efendime söylüyüüüm bir heeidi efendime söylüyüm kaynanasına el öpmeye gitmiş bir yeni gelin olabilirsiniiiz benden söylemesiii =D
Fiyatı da yanlış hatırlamıyorsam 9 tl gibi bir şeydi unutmadan kesinlikle pırıltılı değil mat bir yapıya sahip ışıltı seviyorsanı biraz uzak durabilirsiniz!
Essence nin çook övülen ve karaborsa olan bir diğer ürünü bu transparan pudrası! Bittikçe ve buldukça gönüüül rahatlığıyla stoklayabilirsiniz! Böyle bembeyaz durduğuna bakmayın sürdüğünüzde kesinlikle hayalet gibi olmuyorsunuz.Ben daha çok güneş kreminin yüzümde parlamaması için kullanıyorum gün içerisinde sadece bir kere yenilemeniz yeterli oluyor ben genelde yenileme işlemini t bölgemde yapıyorum ayrıca allığı fazla kaçırdığınızda renk eşitlemek için kullanabilirsiniz.Gözaltı kapatıcısını sabitleme konusunda da harikalar yaratıyor ve fiyatı da çok ucuk bir rakam değildi.Bulabilirseniz mutlaka bir tane edinin pişman olmayacaksınız =)
O7 Natural Beauty isimli bu ruj da tamamen günlük kullanım için dudak renginde olan kremsi yapıda ışıltı veren indirimsiz 5 tl gibi bir fiyatı olan bir ürün=) Essencenin siyah kaplı rujları arasında en sevdiğim rengi kesinlikle bu! Bir kere gerçekten kalıcı ve çok hafif sürdüğünüzde öyle amanlarca bir pembelik vermiyor amaparlatıcı gibi sadece parlaklıkta vermiyor oldukça hoş bir ruj mutlaka çantanızda bullunmalı bence bulduğunuz yerde kendinize uygun bulduğunuz rengininden edinmelisiniz=)
İlk fotoğrafta birde dudak kalemi var ancak kendisini hiç sevemedim sadece bir kere kullandım o yüzden edinmenizi tavisye etmem!
Umarım faydalı bir yazı olmuştur
Hoş Kalın*
25 Temmuz 2015 Cumartesi
Merhaba 'Son Kamelya'!
Herkese benden kocaman bir MERHABA!
Yazın sıcaklarının bizleri cayır cayır yaktığı bu güzide cumartesi gününden hepinizi sevgili ile selamlıyorum bebeksilerim!
Bu sıcak yaz gününden beynim burnumdan akmışken sizlere uzun zamandır kitap tavsiyesinde bulunmadığımı fark ettim! Yahu resmen okuduklarımın hepsine kendime saklama bencilliğinde bulunmuşum! Ne kadar çok ünlem kullandım ayol!
Her şey bir yana Sarah Jio uzun zamandır okumak istediğim yazarlardandı ancak 'Böğürtlen Kışı' kitabının bütün İnstagram sayfalarını süslemesinden gına geldiği için bir türlü elim gitmemişti. Geçenlerde bir arkadaşım kendisinin kitaplarından bir demet bana hediye edince zamanı geldi diyerek başladım okumaya iyiki de başlamışım kendisinin neden listelerde rekorlar kırdığını anlamış oldum.
O yüzden bugün sizinle 'Son Kamelya' adlı romanı hakkındaki hislerimi paylaşacağım :)
Yazın sıcaklarının bizleri cayır cayır yaktığı bu güzide cumartesi gününden hepinizi sevgili ile selamlıyorum bebeksilerim!
Bu sıcak yaz gününden beynim burnumdan akmışken sizlere uzun zamandır kitap tavsiyesinde bulunmadığımı fark ettim! Yahu resmen okuduklarımın hepsine kendime saklama bencilliğinde bulunmuşum! Ne kadar çok ünlem kullandım ayol!
Her şey bir yana Sarah Jio uzun zamandır okumak istediğim yazarlardandı ancak 'Böğürtlen Kışı' kitabının bütün İnstagram sayfalarını süslemesinden gına geldiği için bir türlü elim gitmemişti. Geçenlerde bir arkadaşım kendisinin kitaplarından bir demet bana hediye edince zamanı geldi diyerek başladım okumaya iyiki de başlamışım kendisinin neden listelerde rekorlar kırdığını anlamış oldum.
O yüzden bugün sizinle 'Son Kamelya' adlı romanı hakkındaki hislerimi paylaşacağım :)
Tatlış mı tatlış bir kapağı var kitabın zaten yazar bütün kitaplarında benzer konsepti kullanıyor. O yüzden raflarda daha yazar kısmına bakmadan Sarah Jio kitaplarını kolaylıkla tanıyabilirsiniz. Kitaplardaki belirgin çiçeklerin olması Sarah Jio'nun bir nevi imzası diyebiliriz.
'Önce küçük bir tohum düşer kalbin odasına, sonra aşkla yeşerir.Kulak verin, umudun sesini duyabiliyor musunuz?
1940'lı yılların Amerikası'nda bir fırıncınıın kızı olan Flora Lewis, un kokulu hayatınun bir gün çok farklı yöne sürükleneceğini bilmiyordur.Genç kız bir yandan yaşlı anne babasına yrdım ederken, öte yandan botanik bahçesinde bitkilerin ve çiçeklerin gizemli dünyasıyla uğraşmaktadır. Ta ki kendini uluslararası çiçek hırsızlığı zincirinin tam ortasında bulana kadar... Yapacağı iş çok basittir, İngiltere kırsalindaki Livingston Köşkü'ne gidip Middlebury Pempesi olarak bilinen ender bir kamelya türünü bulup haber vermek.Köşke dört öksüz çocuğa dadı olarak sızan Flora, içinde imkansız bir aşkın tohumlarını büyütürken , ne tür bir belya bulaştığını acı bir şekilde öğrenecektir.
Tam elli sene sonra bahçe tasarımlarıyla uğraşan genç Addison Sinclair , eşiyle birlikte Livingston Köşkü'ne gelir. Geçmişteki hayaletten kurtulmaya çalışan Addison, aslında burada çok daha sancılı bir gizemin içine düşer. Bunu çözmeye çalıştıkça dillere destan kamelya bahçesinin kanla sulandığı gerçeğine de adım adım yaklaşacaktır..'
Arka kapak yazısından anladığınız gibi Flora ve Addison ana karakterlerimiz =) Flora ve Addison geçmişte ve günümüzde aynı sırrın açığa çıkması için noktaları birleştirerek sonuca varmaya çalışan iki genç kadın..
Sarah Jio romanlarından geçmiş ve günümüz olarak geçişler yapıyor. Son Kamelya'da da bundan vazgeçmemiş.Flora 1940'lı yıllardan köşkün öyküsünü anlatırken Addison ondan kalan boşlukları dolduruyor.
Kitap ne kadar romantik bir hikayeyi anlatıyor gibi duruyorsa da içerisinde fazlaca aksiyon barındırdığını söyleyebilirim.
Ancak kitapta son bölümün yani sırların açığa çıktığı bölümle hızlıca geçiştirildiği hissine kapıldım.Birazcık daha açıklama fena olmazdı doğrusu..
Bu küçük ayrıntı sizleri kitabı okumaktan alıkoymasın petitolarım çünkü bazı kısımlarda 'Allahın cezası!' diyerek sinirlenip bazı kısımlarda 'Ohh be!' diyeceğiniz için okumaya başlayabilirsiniz.
Finale yaklaşıkca 'Ohafor!' diyeceğiniz anlar artacak!
Okuduktan sonra geri dönüşler yapmayı unutmayın canlarım!
Keyifli okumalar =)
Hoş kalın*
Etiketler:
addisonifloralewis,
addisonsinclair,
arkadya,
arkadya yayınları,
flora,
Geçmiş,
kamelya,
middleburypembesi,
middleburypempesikamelya,
okumak,
roman,
Sarah jio,
Sarahjio,
son,
son kamelya,
sonkamelya,
yaz
10 Mayıs 2015 Pazar
Dolu Dolu Bankalar Ya lelli Ya Allah
Hepinize Yeniden Merhaba Cahnımlar!
Biliyorum buraları uzun süre bensiz ve sessiz bıraktım ama beni diğer sosyal medya organlarından takip edenlerinizin bildiği gibi çok şükür bin şükür üç milyar yedi yüz elli milyon günün sonunda bende bir işe başladım!
Ay evet çalışıyorum a dostlar!
ÇA-LI-ŞI-YOR-UM!
Başlıktan anladığınız üzere bankacı oldum kardeşlerim =) Tebriklerinizi yorumlarda alırım!
Bankacı olduğum bu kısa sürede fark ettim ki bir çok insan (insanlar insanlarımız) bankada nasıl davranması gerektiğini bilmiyor!
Tabiki daha önce kütüphanede ne yapılmasını gerektiğini bilmeyenler için yazmış bulunduğum yazımın bu sefer banka versiyonunu yazmaya karar verdim. Sizi öyle cahil cahil bırakabilemem ayol!
Öncelikle pek fazla bilinmeyenleri açıklayacağım sizlere ki gidip herhangi bir bankanın gişesindekilere çemkirmeyin!
Bu arada yazıdakiler sadece benim gözlemlerim değil farklı bankalarda çalışan arkadaşlarımın ortak görüşlerini de dikkate alarak yazıyorum bu da böyle biline yani..
Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair 4208 sayılı Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 6/1. fıkrasında bankalara ibraz edilebilecek kimlik tipleri sayılmıştır.
Bir diğer önemli konu ise kredi kartı borçları.. Anneniz,eşiniz,askerdeki kardeşiniz belki patronunuz size kartını verdi ve şunu yatır dedi ama borcun ne kadar olduğunu söylemedi zaten borcu size kitlediği için sinirlendiğinizden ötürü sizde sormadınız 'Amaan nasıl bankadan öğrenirim' dediniz ama bankadan size tek kelime etmediler değil mi?
Umarım bu yazıyı okuduktan sonra benim yüzümü kara çıkartmaz ve olaylı banka günlerine son verirsiniz canlarım!
Biliyorum buraları uzun süre bensiz ve sessiz bıraktım ama beni diğer sosyal medya organlarından takip edenlerinizin bildiği gibi çok şükür bin şükür üç milyar yedi yüz elli milyon günün sonunda bende bir işe başladım!
Ay evet çalışıyorum a dostlar!
ÇA-LI-ŞI-YOR-UM!
Başlıktan anladığınız üzere bankacı oldum kardeşlerim =) Tebriklerinizi yorumlarda alırım!
Bankacı olduğum bu kısa sürede fark ettim ki bir çok insan (insanlar insanlarımız) bankada nasıl davranması gerektiğini bilmiyor!
Tabiki daha önce kütüphanede ne yapılmasını gerektiğini bilmeyenler için yazmış bulunduğum yazımın bu sefer banka versiyonunu yazmaya karar verdim. Sizi öyle cahil cahil bırakabilemem ayol!
Öncelikle pek fazla bilinmeyenleri açıklayacağım sizlere ki gidip herhangi bir bankanın gişesindekilere çemkirmeyin!
Bu arada yazıdakiler sadece benim gözlemlerim değil farklı bankalarda çalışan arkadaşlarımın ortak görüşlerini de dikkate alarak yazıyorum bu da böyle biline yani..
Şimdi canısılar kapıdan girdiğinizde hemen bir koşu gidip sıra numarası alıyorsunuz sonrada 32452 saat bekliyorsunuz sizden sonra gelenler ise sürekli önünüze geçiyor asla ama asla sizin numaranız yanmıyor değil mi?
Bir hışım kalkıp çemkirmeye gidiyorsunuz ve karşınızdan 'Yapabileceğim bir şey yok' cevabını alıyorsunuz daha çok sinirleniyorsunuz değil mi?
Bakın bir yerde haklısınız ancak öncelikle o sıra numarasını eğer gittiğiniz bankanın müşterisi iseniz Allah rızası için kartınızla, müşteri numaranızla, tc kimlik numaranızla alın! Çünkü bankalar kendi müşterilerine öncelik tanıyan bir sisteme sahip ve gerçekten o numaraları gişedekiler seçip yakmıyor. Onlar sadece 'Sıradaki Numara' tuşuna basıyor ve hop birisi geliyor bunu değiştiremez gidip boş yere carlamayın kalpleri kırmayın.
Ayrıca 15 dakika bekleyip sıra size gelince '324542 Saattir bekliyorum bu nedir kardeşim yaaağğ?' diye palavere atmayın çünkü sizin kaç dakika beklediğiniz o ekranda kabak gibi yazıyor.Eğer karşınızdaki kibar bir insansa sizi rezil etmeyecektir ama siniri burnunda birisine denk gelirseniz lafı yiyebilirsiniz benden söylemesi!
Ahh bir diğer önemli konu ise o lanet olası sıra numaranızı takip edememe sorunsalımız!
Bakın sizin sıranız gelene kadar orada tek bir işiniz var oda sıra numarasını takip etmek! O kadarını da yapın!
Unutmadan gişeye bir umut yaklaşıp 'Ay benim sıram geçti mi? 685 benim ama 346 yanıyor bir bakar mısın?' demeniz de karşı tarafa hiç bir şey ifade etmiyor çünkü geçen sıra numarasını görebileceği hiç bir yer yok!
He tabii bazı zekalı ama amele olmamış arkadaşlar geçtikleri numaraları hatırlayabilir onlara sözüm yok takdir ederim lakin ki herkesin böyle olmasını beklememelisiniz..
Bir diğer konu ise gişede telefonla konuşmanız! Bakın karşınızda insan var sizin insan! Parayı öyle bırakıp ne yapmanız gerektiğini anlamasını bekliyorsunuz iyi de işlem ne yani? O para hesaba yatıralabilir kira olabilir her şey olabilir nerden bilsin yahu o telefonu iki dakika bırakta bir cevap ver Allahsız!
En önemli ve en büyük sorun ise kimlik! Bakın canlarım bakın güzellerim bakın kardolarım o kimliği sizden istemeden verin hadi oldu da öyle bir kibarlıkta bulunamadınız o zaman 'Bir kimlik alabilir miyim?' dendiğinde 'Tabikiiii' diyerek verin! Dünyanın en bulunmaz en zor şeyi istenmiyor sizden sadece kimlik!
Ve bu sizin güvenliğiniz için olan bir şey olay çıkartmayın!
Bir kısa not ise avukatlara
Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair 4208 sayılı Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 6/1. fıkrasında bankalara ibraz edilebilecek kimlik tipleri sayılmıştır.
|
Heh hemen kan çıkartmayın orda bir durun!
Yassahh kardeşim yassah! Bankanın o borcu kart sahibi dışında birisine söylemesi yasak bunu anlayın yahu..Size borcu söylerse ve bunu yan gişedeki sinsirella şikayet ederse işten çıkartılır yahu!
O kartı atm' ye takınca zaten borcu göreceksiniz bir zahmet o kadarını da yapıverin canım! Kimseyi işinden etmeyin yazıktır günahtır hacılar
Umarım bu yazıyı okuduktan sonra benim yüzümü kara çıkartmaz ve olaylı banka günlerine son verirsiniz canlarım!
Eğer atladığım ve sizin 'Ne yapsam bilemedim ki' merakında kaldığınız durumlar var ise lütfen bana yazmak için düşünmeyin bile!
Hoş Kalın*
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)